hirosima
,

Geniş ovalardan, irili ufaklı yerleşim alanlarından en çok da Japonya’ya coğrafyasının çoğunu oluşturan dağları delen tünellerden geçiyor içinde bulunduğum hızlı tren. Öğlen saatlerinde Hiroşima istasyonuna varıyoruz. Dışarı çıktığımda öncelikle derdim konaklayacak bir yer bulmak. Gözüme kestirdiğim ilk hostel dolu çıkıyor. Hafif çiselemeye başlayan yağmur altında diğer alternatife doğru ilerliyorum. Sokaklardan geçerken şehrin kimliksizliği dikkatimi çekiyor.Continue reading

8
Share
japonyada-snowboard
,

İlk defa bir shinkansendeyim. Japonların efsanevi hızlı trenleriyle Echigo Yuzawa’ya gidiyorum. Niyetim bu ufak kasabadan da bir otobüse atlayıp Japonya’nın ünlü kayak merkezi Kagura’ya ulaşmak. Tren önce 1-2 katlı evlerin olduğu Tokyo’nun banliyölerinden geçiyor. Şehirden biraz çıkınca fabrikalar ve ticaret merkezleri var. Büyük küçük tüm yapılar o kadar düzenliki adeta Lego’dan yapılma bir ülkede ilerliyoruz.Continue reading

6
Share
tokyo
,

Sessizlik, keskin bir sessizlik. Tokyo’daki Narita Havaalanı’na indiğimde ilk farkettiğim şey bu oluyor. Bu kadar insanın bir yere yetişme telaşıyla gelip geçtiği bir yerdeki olağandışı sessizlik adeta başka bir dünyaya geçtiğimin ilk kanıtı sanki. Yuvalarına erzak taşıyan karıncaların gidişine benzer, ip gibi, en ufak düzensizliğin olmadığı bir pasaport sırası sonrası ev temizliğindeki bir bagaj bandındanContinue reading

7
Share
korsan
,

Çok övülen yerlere karşı bir çekingenlik hissetmek 360’ın başından beri bünyemde baş gösteren bir tepki. Genelde de bu tepkiyi göstermekte haklı çıkıyorum. Bu nedenle Siquijor sonrası önce feribotla Dumaguete ardından otobüsle Cebu, oradan uçakla Puerto Princesa’ya vardığımda Sabang’daki yeraltı nehri konusunda kararsız kalıyorum. Çok övülen ve dünyanın yeni 7 harikasından biri olarak gösterilen nehri görmekContinue reading

7
Share
ayna
,

“Bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte varılması gereken yer o noktadır.” der Kafka. İşte 200 gün önce ben o noktaya varıp 360’a başlarken hiç bu kadar iyi hissedeceğimi tahmin etmemiştim. Ceplerimdeki taşları, safralarımı bıraktım her attığım adımda. Yoldan önce omuzlarında dünyayı taşıyan Atlas gibi iki büklüm hissederken, her vardığım noktada omuzlarımın daha daContinue reading

14
Share
siquijor
,

Feribottan iner inmez rengine bakıp, inanmayıp, gözlüğü çıkartmama neden olan bir sahille karşılıyor beni, adını sadece bir gün önce öğrendiğim Siquijor adası. Bohol’da Murat’la nereye gitsek acaba konuşmaları yaparken “Böyle bir yer varmış; çok övdüler Cebu’daki hostelde” diye ortaya attığı ve konuşmanın ertesi sabahı kendimizi feribotta bulduğumuz ada, daha ilk dakikadan olumlu puanları topluyor. İnerContinue reading

13
Share
bohol
,

Cebu’dan sabah bindiğimiz feribot öğle saatlerinde bizi Bohol adasına ulaştırıyor. İskelenin çıkışında bir Güneydoğu Asya klasiği olan yapışkan taksi sürücülerini ekarte edip motor kiralamak için yürümeye başlıyoruz. İlk bulduğumuz dükkanı gözümüz kesmiyor. Hemen karşısındaki ikinci dükkana giriyoruz. Kısa bir pazarlık sonucu motoru kiralıyoruz. Murat’ın Cebu’daki hostelde bir muhabbet esnasında iyi olduğunu duyduğu ve Bohol’a ufakContinue reading

9
Share
cebu
,

Bali’de karaciğerin fazla mesaiyle çalıştığı, bol İstanbul dedikodusu yapılan, gürültümüzden veya çok dolaşmamızdan dolayı bizi yarı yolda bırakıp kaçan şoförlerle geçen 3 gün sonunda Bahar, Barkın, Hazal ve Duygu beni havaalanına atıyorlar. İçimde şahane günler geçirdiğim Endonezya’dan ayrılmanın hafif üzüntüsü var. Ancak biten vizem beni buna mecbur bırakıyor. Denpasar Havaalanı’nın Hindu ve kaotik ortamında check-inContinue reading

12
Share
bali
,

Sonu gelmeyecekmişçesine yağan bir muson yağmuru başlıyor. Garip Hindu tanrılarına ait heykeller ve yeşillikle sarılmış ufak bir havuzdayım. Kafamın yarısını sudan çıkartmadan, burnumdan nefes alacak şekilde çevreme bakıyorum. Aklımda internette gözüme çarpan bir cümle var. “Ya öldüğünüzde Tanrı “Ee cennet nasıldı?” sorusunu sorarsa?” Cennetin tanımını yapmaya çalışıyorum kafamdan. Bu esnada tanımlamama yardımcı olmak istercesine havuzdaContinue reading

10
Share
lesotho
,

Yola çıkmadan yaklaşık 2 hafta önce, Bilgi Üniversitesi’nin radyosu Radyo Vs’de maalesef artık yayında olmayan Globetrotter’a konuk olmuştum. Yola çıktığımdan beri gelen soruların çok büyük bir kısmına orada yanıt vermiştim. Rota, bütçe, yol çıkmaya karar verişim gibi bir çok konuyla ilgili sorulara programı dinleyenler cevap bulacaklardır. Yok bizim hala sorumuz var, program kesmedi derseniz yorumlarContinue reading

11
Share
bromo-ijen
, ,

Dar ve bol virajlı yolları 11 saatte aşıp, akşam Ngadisari dağ köyündeki otele varıyoruz. Yanımda Yogya’daki hostelde tanıştığım Marcus ve Cihan var. Cihan 360’da karşılaştığım önceden tanıdıklarım dışındaki ilk Türk gezgin. Beraber Bromo ve İjen’i ziyaret edip oradan da Bali’ye geçmeye niyetliyoruz. Otelde kısa bir uyku çektikten sonra ilk durak Bromo için sabaha karşı uyanıyoruz.Continue reading

17
Share
yogyakarta
,

Tek katlı evlerin sarmaladığı, ağaçların kenar süsü olduğu, rengarenk Yogyakarta sokakları Jakarta’nın gri, soğuk, somurtkan ve bürokratik dünyasından sonra ilaç gibi geliyor bünyeme. Sabahın kör saatinde trenden inmeme ve yatağım hazırlanana kadar hostelin resepsiyonundaki sedirde uyumama rağmen enerjim yüksek. Öğlene doğru kendimi dışarı atıp neredeyse her sokakta bulunan sanat galerilerine atıyorum kendimi. Her daldığım sokaktaContinue reading

8
Share
phi-phi-adasi
,

Penang’da hayallerimin hamağını bulduktan sonra rotamı önce Malezya’nın çay üretim merkezi Cameron Tepeleri’ne çeviriyorum. Yeşilin onlarca tonuyla beraber insanoğlunun dünyanın en güzel yerlerine koca koca apartmanlar dikme sevdasını gördükten sonra Kuala Lumpur’a varıyorum. Kuala Lumpur sokaklarını arşınlayarak geçen, sabaha karşı davullu zurnalı Hindu ayinleriyle yataktan fırladığım günler esnasında tesadüfen internette gördüğüm ucuz Krabi biletini alıyorum.Continue reading

8
Share
100-gun
,

100 gün olmuş yola çıkalı. Ne kadar değiştim hiçbir fikrim yok. İnsanın kendi saçının uzaması veya kilo alışını farketmemesi gibi bir şey bu. Farkettiğim şey ise hafiflediğim ve aslında ne kadar azla yetinebildiğim. Yol almaya kolay alışıyor insan. En üşendiği şeyler bile artık otomatikleşiyor. Çanta hazırlamaktan nefret ederken, kendimi her gün sırt çantamı yeniden düzenlerkenContinue reading

19
Share
singapur
,

“En fazla sınırdışı ederler hapse atacak halleri yok ya.” diyorum kendi kendime bekleme odasındaki 2. saatim geride kalırken. Tam o esnada beni sorgulayan sivil memurlardan biri  bankonun arkasında görünüp baş parmağını havaya kaldırıp, tamam işareti yapıyor ve her şey bitti sonunda diyorum. Yarım saat bekledikten sonra alındığım odada 1,5 saat boyunca iki görevli tarafından sorguyaContinue reading

15
Share
hamak
,

Çocukluğumdan beri pek kimsenin bilmediği bir alışkanlığım var. Ertesi gün gerildiğim bir şey yapacaksam uyumak için bir hayal kurarım. Kendimi deniz kenarındaki bir ağacın altınaki hamakta düşlerim. Gözlerimi kapattığımda kulağımda denizin hafif dalga sesi, kuş cıvıltısı, rüzgarda birbirine çarpan yaprakların hışırtıları olur. Genelde de bu yöntem işe yarar ve rahatça uyurum. Penang’ın şehir merkezi GeorgeContinue reading

19
Share
filler
,

Karada yaşayan en iri hayvanlar olan filler hayatım boyunca hep çok havalı hayvanlar olarak dikkatimi çekti. Dev cüsseli, sakin, otobur ve geniş hafızalı bu hayvanlarla Chiang Mai’de vakit geçirme şansını yakaladığımdaysa bunu kesinlikle kullanmam gerektiğini düşündüm. Tayland fillerin genelde safariler için kullanıldığı bir ülke. Birçok şehirde filler üzerinde insanlar dolaştırılıyor. Ancak fil safarisi denilen sistem fillerinContinue reading

17
Share
angkor-wat
, ,

Sabahın 4’ü. Telefonumun alarmı kulağımın dibinde adeta çığlık atıyor. Kafamdan “acaba gitmesem mi?” diye geçiriyorum. “Her sabah nasılsa gün doğuyor, birini kaçırsam ne olur ki?” diye kendi kendime bahane üretmeye çalışıyorum. Birkaç erteleme sonrası sonunda alarm kazanıyor ve kalkıp giyiniyorum. Çantamı alıp dışarıda bir gün önceden anlaştığım tuktuka atlıyorum. Siem Riap’ın karanlık sokaklarında ilerliyoruz. BirContinue reading

23
Share
50-gun
,

Yoldaki 50. günümdeyim. Özlemişim kendimi. İlk zamanlarda farkettiğim ilk şey bu oldu. Son 2 senedir işim gereği hoyrat, nemrut ve düşmanca bir adama dönüşüp çevreme karşı kalın bir duvar oluşturduğumu düşünüyordum. Eskiden herkesle kolayca iletişim kurabilirken, kimseye tahammül edemez hale gelmiştim. Kart okutularak binilen asansörler, 3 ayda bir değiştirilen şifrelerle açılan e-posta kutuları, 1 saatContinue reading

50
Share
dovme
,

Aslında her şey hostel odasında pineklememle başladı. Siem Riap’daki daha ilk akşamımda aynı odada kaldığımız Rebeca’nın “Biz yemeğe gidiyoruz, gelmek ister misin?” sorusunun beni ilk dövmemi yapacak Budist keşişlere taşıyacağından habersizdim. Rebeca’nın sorusunu evet olarak cevaplayınca odadan çıkıp, lobide Ricardo ile buluştuk. Akşam yemek yerken bana o gün Ricardo ile yaptıkları Angkor Wat turunu anlattılar.Continue reading

24
Share
aynebilim
, ,

Johannesburg-Doha-Saigon-Phnom Penh ve sonunda Asya. Uçaklarımın inip kalktığı şehir sayısı kadar öğün uçak yemeği sonunda ikinci kıtama varıyorum. Eskiden 2 saatlik uçuşta bile darlanan ben bir şekilde 20 saatin sonunda hala iyiyim. Sanırım Doha Havalanındaki çikolata yüklemesinden sonra vücudum hala endorfin basıyor. Sıkıntısız bir vize alımı, çantanın banttan alımı ve sim kart değişikliği sonrası kendimiContinue reading

11
Share
capetown
, ,

NEDİR NE DEĞİLDİR Güney Afrikalılar arasında Anne Şehir olarak kabul edilen Cape Town bir şehir bünyesinde ne kadar çok karşıtlık barındırabilir sorusunun dünyadaki bir kaç cevabından biri olabilir. Zengin-fakir, şehir-doğa, iyi-kötü, siyah-beyaz, doğru-yanlış, sakin-hareketli ve akla gelecek tüm karşıtlıkları saniyeler içinde yaşayabiliyorsunuz bu şehirde. Öncesinde çeşitli kabilelerin yaşadığı, batıdan doğuya giden her denizcinin bir dönemContinue reading

14
Share
balina
,

Deniz yaşamı çocukluğumdan beri ilgimi çekti. Köpekbalıklarıysa hayatımda her zaman ilgilendiğim, üzerine okuyup izlediğim bir konu oldu. Belgesellerdeki köpekbalığı araştırmacılarına hep gıptayla baktım. Puanı yüksek, tempolu bir gerilim filmi lezzetinde başlayan Mozambik yolculuğumun da temel nedenlerinden biri bu meraktı. Bu defa 3 sene önce Güney Afrika’da yaptığım gibi büyük beyazların peşinde değildim. Dünyanın en büyükContinue reading

15
Share
rusvet
, ,

Yol hayata benzer klişesini tekrarlamak istemiyorum. Ama ikisinde de ivmenizi kaybederseniz bir anda her şey terse döner. İşte bugün öyle bir gündü. Vizesinin pahalılığı, benim gibi düşük bütçeli sırt çantalılar için çok kolay bir destinasyon olmaması ve ulaşım sıkıntıları nedeniyle yola çıktığımdan beri Mozambik kafamda bir soru işareti olmuştu. Ancak son gün kararıyla ziyarete niyetlendim.Continue reading

21
Share
lesotho
,

Çocukluğumda en sevdiğim çizgi kahramanlardan biriydi Red Kit. Belki de çizgi romanlarına çok göz attığım için tek başına seyahat etmeye bu kadar düşkünümdür; bilemiyorum. Düldül ile yaptığı seyahatler, her duruma bir şekilde çözüm bulması, sakinliği çocukluğumdan beri bana çok havalı gelirdi. Hala da geliyor sanırım. Çünkü Lesotho dağlarında, inişe geçen güneşe doğru, bir atın sırtında,Continue reading

21
Share
,

Sabah 6:30’dan beri yoldayım. Daracık bir otobüs koltuğunda hostellerde tanıştığım neredeyse herkesin ortaklaşa övdüğü ve mutlaka git dediği Coffee Bay’e doğru gidiyorum. Akşamüstü kalacağım hostelin beni servisiyle alacağı Mtatha’ya varıyorum. Hemen servise atlayıp yola koyuluyoruz. Ancak sis ve yağmur, sürekli yola atlayan inek, keçi gibi hayvanlarla birleşince bir buçuk saatlik yol iki buçuk saate çıkıyor.Continue reading

21
Share
kermes
,

Cape Town sonrası uğradığım Knysna’da geçirilen 2 sıkıcı gün. Üstelik şehirler arası ulaşım için kullandığım Bazbus’ın otobüs takvimine dikkatsizce baktığım için Çarşamba otobüs seferi olmadığını bilmeden plan yapmışım. Son dakikada öğreniyorum ki Knysna’da (ki nayzna diye okunması gibi bir manasızlığa da sahip) 1 gün daha kalmak zorundayım. Aslında suç bir lagüne kurulmuş ufak kasabanın değil.Continue reading

15
Share
bir-tren-yolculugu
,

Size bir tren yolculuğundan bahsedeceğim. Ne Transsibirya kadar şiirsel, ne interrail kadar maceralı. 45 dakikalık basit bir yolculuk. Kalk Bay’den Cape Town şehir merkezine giden trendeyim. Saat 5 civarları, yakıcı Afrika güneşi inişe geçmiş. Trende işlerinden çıkıp evlerine giden insanlar var. Cama kafamı dayamış bir şekilde bu banliyö treninde düşünmeye başlıyorum son bir haftadır yaşadıklarımı.Continue reading

24
Share
vecihi-gülen-gözler.jpg
,

Gitmek eyleminin şüphesiz ki müptelasıyız. Günümüzde bu eylemi en hızlı gerçekleştirebileceğiniz araç ise uçaklar. Özellikle son dönemde havayolu firmaları arasında yaşanan ciddi rekabet sayesinde uzak mesafeli uçuşlar bütçesel olarak nispeten ulaşılabilir bir hal aldı. Ancak ucuz uçak biletini bulmakla da iş bitmiyor. Her şeyin bir bedeli olduğu gibi uzun uzak mesafelere uçakla gitmenin de fizyolojikContinue reading

8
Share
DCIM111GOPRO Processed with VSCOcam with kk1 preset
,

Bir şehre inilirken uçakta cama dayanan burunlar veya bir yerde otururken süzülen kuşlara imrenerek bakmak. Hepsi bulunduğumuz yeri tepeden görebilme merakından kaynaklanıyor. Nedendir bilinmez ama insanlık tarihi kadar eski bir hırs kuşlar gibi uçabilmek. Belki de tanrı gibi hissedebilmek için istiyor bunu insan. Kimi zamansa uçmak bir kaçış İkarusla babasınınki gibi. Cape Town’daki ilk günümdeContinue reading

18
Share