Rüzgarda oradan oraya sürüklenen bir yaprak gibi geçirdiğim 6 haftalık interrail yolculuğunun yorgunluğu, Oktoberfest’in son gününde hunharca içilen biralarla birleşince neredeyse tüm tren yolculuğunu uyuyarak geçiriyorum. Ekim ayının gece serinliğinde Berlin’e iniyorum. Tren garı Hauptbahnhof’dan hostele gitmek için otobüse kendimi zor atıyorum. Hostel resepsiyonunda önümde bir kız sakince işlemlerini yaptırıyor. Normalde aceleci olan ben yorgunluktanContinue reading

15
Share

2007 Ağustos’u. Fransa’nın Le Puy-en-Velay şehrinin yakınındaki dağlarda, dört haneli bir köyde, tarihi bir çamaşır yıkama alanının duvarını restore ederken geçen günler. Çimento kararak, taş taşıyarak ve 10 kişilik ekibe arada yemek yaparak geçen üç haftanın özellikle sonlarında tek motivasyon kaynağım süre sonunda yapacağım interrail seyahati. Projenin son günlerinde ekibin çoğunu oluşturan Japon ve RuslarContinue reading

14
Share
, ,

İran’daki karaborsa içki alışverişinden devam… İran İslam Devrimi ardından alkollü tanışma, sosyalleşme ve kaynaşma ortamları askıya alınınca mevzuları yeraltına iniyor. İnsanlar içgüdülerini çöpe atamayacakları için çeşitli yöntemler geliştiriyorlar. İçki satışının da karaborsaya düşmesiyle beraber akla ilk gelen yol ev partileri oluyor. Yeni rejimin ilk dönemlerinde bu ev partileri devrim muhafızları tarafından oldukça sıkı denetlenip bolcaContinue reading

4
Share
, ,

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu yazı yabancı bir ülkede kısa bir suç işleme hikayesi anlatmaktadır. Yer alan tüm bilgiler kişisel gözlemler, sohbetler ve tecrübeler sonucu elde edilmiştir. Dünyanın en şahane ülkelerinden biri olan İran, uygulanan dini kurallardan dolayı bir yasaklar ülkesi. Devlet tarafından dayatılan erkekler için şort giymek, kadınlar için erkeklere ait spor müsabakalarına girmekContinue reading

6
Share

Cape Town, Long Street Cafe. Camın ardından bir sürü insan akıp gidiyor. Yorgun bir adam oturuyor karşımda. Birkaç saat olmuş tanışalı. Anlattıkça anlatıyor. “Çok acayip bir şey yapıyorum cumartesi, dünyada ilk olacağım.” deyip planını anlatınca ağzımdaki bir yudum birayı püskürtmemeyi zor başarıyorum. Olur mu olmaz mı onu tartışıyoruz. Sonra konu değişiyor. Hayat, seyahat, kadınlar, memlekettekiContinue reading

4
Share

2006’nın güneşli bir Eylül günü, 1 gün takılır kaçarım diye geldiğim Berlin‘de 3. günümü geçiriyorum. O sabah Berlin Duvarı’nın şehirde kalan en uzun ve en turistik kısmı olan East Side Gallery’yi görmeye niyetlenip yola koyuluyorum. Hatta vardığımda şansıma etrafta az insan olduğunu görüp, rahat rahat dolanacağım için seviniyorum. Tam duvarın kenarından yürümeye başlayıp grafitileri ağzımContinue reading

3
Share

Prag’da geçirilen mutsuz 2 gün. Şehre hiç kanım ısınmamış, ertesi sabah Viyana’ya doğru yola çıkmak için hazırlık yapıyorum. Akşam hostelde söylenerek çantamı toparlarken ranzanın üst katında yatan ve saçı sakalı birbirine karışmış Benicio Del Toro kılıklı Meksikalı arkadaşla muhabbete başlıyoruz. Konuşma bir anda onun da Prag’ı hiç sevmediği noktasına geliyor. Ben “Yarın sabah Viyana gidiyorum,Continue reading

5
Share

İstanbul’dan Selanik’e doğru yol alan trendeyim. Kompartımanda Gürcü bir kadın var. Sohbete başlıyoruz. Bozuk Türkçesiyle Yunanistan’da çalışan kız kardeşini ziyaret edeceğini anlatıyor. Kadınla konuşurken kafamda tek soru var: Yunanistan ve İtalya sonrası ne yapsam? Kadınla sohbet belli bir noktadan sonra tıkanınca diğer kompartımanlara yamanmak için harekete geçiyorum. Vagonda şöyle bir tur atıp kim var kimContinue reading

1
Share

Aşırı sıcak 2007 yazında, Roma’da tüm gün yürüdükten sonra, tavana aval aval bakıp, “akşam ne yesem acaba?” diye düşünürken bir anda hostelin loş odasının kapısı açıldı. İçeri halkımızın yumurta gibi çocuk diye tabir ettiği cinsten parlak, sarı uzun saçlı, mavi gözlü, siyah dar pantolonlu ve kulağında kulaklıklarıyla pek havalı bir arkadaş girdi. Neyse ben hala öncelikliContinue reading

5
Share

Bazen basit bir hata yaparsınız ve o hata çok güzel şeylere neden olur. Benim Anastasia ile tanışma hikayem de biraz böyle oldu. 2006’da bir eylül gecesi Nice’den Barselona’ya gitmeye çalışırken, günlerin yorgunluğu ve dikkatsizliğim birleşince, pek numaralara bakmadan, trende benim koltuğum diye oturduğum koltuk meğerse onun koltuğu çıktı. Koltuk sorununu çözdükten sonra “Her işte birContinue reading

6
Share