,

Aile Yemeği-5. Gün

Cape Town günleri ağırlıkla aylaklıkla geçiyor. Daha önce gelmemin rahatlığı ile kısmen evde kısmen sevdiğim yerlerde takılıyorum. Bu nedenle çok kayda değecek şeyler yapmadım ancak bu haftadan itibaren harekete geçmeye başlıyorum.

Tüm bu aylaklık içerisinde beni evinde misafir eden Anna sayesinde yerli gibi takılma şansım da oluyor. Turistlerin gitmediği yerlerde yemek yiyip, öğrenci barlarında insanları gözlemleyebiliyorum. Ancak muhtemelen Cape Town’da yaptığım en iyi şeylerden birini 360 beşinci gününe denk gelen geçen Pazar yaptım. Sabah acaba bugün ne yapsam diye düşünürken Anna yatmakta olduğum salona gelip ailesinin evindeki yemeğe katılmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Milisaniye düşünmeden tabi diye cevap verdim. Bir ülkeyi ziyaret ederken aile yemeğine katılma şansı her zaman gelmiyor malum. Hemen gidip evin karşısındaki marketten güzel bir şarap aldım.

Çantamdaki zaten sadece 5 tane olan tshirtlerden güzel bir tanesini seçip hemen hazırlandım. Evden çıkıp doğuya doğru sürmeye başladık. Yolda karanın ortasında duran koca koca korsan gemileri görünce meraklanıp eğlence parkı falan mı burası diye sordum. Meğer Black Sails dizisi Cape Town’da çekiliyormuş. Ben karanın ortasında korsan dizisi çekmek fikrini düşünürken karşımıza harika manzaralar çıkmaya başladı. Anna’nın ailesi Güney Afrika’daki en önemli şarap üretim bölgesi olan Stellenbosch yakınlarındaki Somerset West’de yaşıyorlar. Bir dağın yamacına kurulmuş olan kasaba harika bir yer.

Ben daha Somerset West’e hayranlığımı tamamlayamamışken ağaçlar arasından mütevazi bir evin garaj yoluna girdik. Tek katlı ufak evde tüm duvarlar  kitap, dünyanın çeşitli yerlerinden toplanmış obje ve resimlerle doluydu. Anna’nın emekli öğretmen olan annesi ve görüntü yönetmeni olan babası çocukları daha doğmadan bu eve taşınmışlar. İlk taşındıklarında çevrede hiçbir şey yokmuş. Şimdiyse etraf kalabalıklaşmış.

Evi dolaştıktan sonra verandaya çıktım. Geniş verandada büyük ve rengarenk bir sofra kurulmuştu. Anna’nın babası mangalın başında klasik bir Güney Afrika yemeği olan boerewors denilen sosisleri pişiriyordu. Sofradan kafamı kaldırdığımdaysa adeta büyülendim. Yamaca kurulmuş evin verandasından tüm False Körfezi ve Cape Yarımadası görünüyordu. Cape Yarımadasının sonunda ise Ümit Burnu vardı. Çocukluğumdan beri okuduğum, büyük denizcilerin kabusu olan burna 3 sene önce gittiğimde mutluluktan gözlerim dolmuştu. Bu manzarayı tekrar böyle muhteşem bir şekilde hele aile ortamında görünce duygulanmadım diyemem.

Beni özellikle manzarayı gören bir yere oturttular. Kendilerini manzaraya dalıp arada ağzımdan yemek düşürebileceğim konusunda uyardım. Manzaraya mı baksam, yemeklere mi dalsam gibi büyük ikilemlerle yemeğe başladım. Bir anda masada gözüme çarpan yaprak sarma kendi kendime “artık bu kadar da olmaz 2 yudumla sarhoş oldun” dedirtse de ağzıma atınca gerçekliğinden emin oldum. Bir süre dolma, baklava gibi yiyeceklerin Yunanlara mı Türklere mi ait olduğu konuşuldu. Ege’ye ait olduğu konusunda hemfikir olurken yemeklerimiz de bitiyordu. Dondurma ve meyve faslından sonra hadi sahile yürüyüşe gidelim fikri ortaya atıldı.

Masayı toplayıp arabaya atladık. 10 dakika sonra Strand sahilindeydik. Onlarca metre genişlikteki kumsalda 40 dakikaya yakın yürüyüp sohbet ettik. Anna’nın annesine instagramdan fotoğraflarımı gösterdim, fotoğrafları pek beğendi. Karşılıklı takipleştik. Öğrencilerinin birinin profesyonel sörfçü olarak dünyayı gezdiğini anlattı ve onun hesabını gösterdi. Tabi salyam aktı. Üzerine de üzülme onun yanında fotoğrafçısı var diyerek teselli etti. Anna’nın babasıyla dünya turu rotam üzerine konuştuk bolca. İçimdeki seyahat hastalığını asla yenemeyeceğimi belirtti. Çünkü kendisi de aynı dertten muzdaripmiş. Kültürler, seyahat, biraz siyaset derken kumsal bitti. Eve kısa süre uğradıktan sonra Anna ile arabaya atlayıp Cape Town’a doğru yola çıktık. Yol boyunca dünyanın güney dibinde şahane bir aile tarafından ağırlanırken ümit burnunu izleme şansına eriştiğimi düşündüp durdum. Yol öyle bir düzen kuruyor ki, siz ne kadar kendinizi ona bırakırsanız o sizi daha da ileri götürüyor. Karşısınıza harika insanlar ve anlar çıkartıyor. Zaten ben de onun peşinde değil miyim?

Share

You May Also Like

2 comments on “Aile Yemeği-5. Gün

  1. Betül
    11/2015 at 00:24

    Merhaba yazılarınız çok keyifli küçük videolarda ekleseniz daha hoş olabilir, iyi seyahatler 🙂

    • I can travel
      11/2015 at 15:07

      Teşekkürler : ) elimden geldikçe videolarla da desteklemeye çalışacağım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *