,

Bozcaada

NEDİR NE DEĞİLDİR

Kış ortasındasınız, dışarıda hava çok soğuk, ofis veya okulda çok sıkılıp bir an gözlerinizi kapatıp yazın incecik kumlar üzerinde, hafif bir meltem serinliğinde, güneş altında, sadece dalga sesleri eşliğinde kitabınızı okuduğunuzu hayal ediyorsunuz. Bu sakin ve huzurlu tatili geçirebileceğiniz yerler son yıllarda azalsa bile Bozcaada bu konuda önemli bir istisna olmayı sürdürüyor.

Tanrının insanların uzun yaşaması için Tenedos’u yarattığını iddia eden Homeros, Tenedos’un yani Bozcaada’nın şu andaki halini görse ne düşünürdü bilinmez, ama adanın, ziyaret edenlerin ruhlarına derin izler bıraktığı bir gerçek. Bu nedenle havasından suyundan nasiplenenler genelde tek ziyaretle yetinemiyorlar. Bakir koyları, doğal şartlardan dolayı kısıtlı ulaşım imkânları, aldığı göçün sosyo-kültürel farklılığı ve sakinliği tercih edenler nedeniyle çılgın bir gece hayatı, öğleden sonra başlayan plaj partileri yok bu adada. Akşam efendi gibi içkisini içip, balığını yiyen insanlar gündüz plaj ya da evlerinde kitaplarını okuyup ruhlarını arındırmaya çalışıyorlar.

Giderek soyu tükenen bu özelliklerinden dolayı son 15 yılda Türkiye’nin en gözde tatil istikametlerinden biri olan ada, bu yoğunluğa tüm kapasitesini kullanarak cevap vermeye çalışımış. Ancak hem ziyaretçilerin hem de kendi halkının sorumsuz davranışlarıyla adanın eski özellikleri ve bakirliğini yavaş yavaş kaybedilmiş. Örneğin: Adalıların “para gelsin, nereden gelirse gelsin” yaklaşımları özellikle hafta sonları adaya günübirlik gelen devasa tur otobüsleri tarafından işgaline neden olmuş. Ülkemizdeki altyapı düşkünlüğü sayesinde ada yollarının toplamda 1,5 şeritten oluştuğunu hesaba katarsak, bu otobüslerin ada trafiğine etkilerini hayal edebilirsiniz. Tur otobüsleri konusunda, bilinçli ada sakinlerinin belediyeye şikâyetleri ve çözüm önerileri ise belediye başkanlığı tarafından “ama onlar gelip şarap alıyorlar” mazeretiyle pek umursanmamış. Neyse ki son dönemde alınan bir kararla büyük otobüslerin adaya geçişlerine izin verilmiyor.

Şarap konusu açılmışken adanın en önemli özelliklerinden birinin bağcılık ve şarapçılık olduğunu belirtmek gerekiyor. Sadece günümüzde değil, antik çağlardan beri şarapçılık konusunda önemli bir merkez olan Bozcaada, kendine ait Karasakız ve Vasilaki gibi üzüm çeşitleriyle şarap üretimi konusunda özel bir yere sahip. Özellikle son yıllarda modern bağcılık konusunda şarap firmalarının birçok çalışması olmuş. Şarap ve üzüm ada kültürüne o kadar girmiş ki adada bulunan ve milattan önce 4 veya 5. yüzyıla ait olduğu tesbit edilen sikkelerin üzerinde üzüm salkımı kabartmaları görülüyor. Ancak çıkartılan kanunlar nedeniyle bağ bozumu festivalleri son yıllarda yapılamaz olmuş.

Adanın doğal getirilerinden bir diğeri ise rüzgâr gücüyle elektrik üretilen ve adanın adeta sembolleri olan rüzgârgülleri. Bozcaada doğal enerji üretimi konusunda, Türkiye’deki ilk ve önemli örneklerden birisi. Adanın Batı ucunda bulunan ve 2000 yılından beri faaliyet gösteren santral, ada tüketiminin 30 katı kadar elektrik üretiyor ve tüm üretimi ana karaya aktarıyor. Teknik nedenlerden dolayı adanın elektriği ise ana karadan gelmekte, bu nedenle özellikle kışın sert hava koşullarında adada ironik olarak 2-3 günlük uzun elektrik kesintileri görülebiliyor.

Bozcaada’nın yükselen popülaritesi sayesinde adadaki nüfus ve buna bağlı olarak yapılaşma da giderek artıyor. Alınan önlemlere rağmen, işlerin “ahbap çavuş ilişkisi” ekseninde ilerlemesi nedeniyle son dönemde adada çok hızlı bir betonlaşma yaşanmış. Öte yandan adada artan yapılaşma esnasında adanın mimari ve çevresel özelliklerinin göz önüne alınmadan ve olabildiğince estetikten uzak binalar inşa edilmiş. Neyse ki günümüzde ada imara tamamen kapanmış durumda.

Bozcaada, özellikle günümüzde Rum kültürü üzerinden turizmden ekmek yiyen bir yer olmasına rağmen Kıbrıs olayları sırasında maalesef adada istenmeyen durumlarla karşılaşılmış. Zaten adadan göç eden Rumların en büyük kısmı Kıbrıs Barış Harekâtı esnasında evlerini terk etmişler. Terk ettikleri evlerine bazı adalılar ya da Çanakkale tarafından gelen vatandaşlarımız tarafından haksızca el konulmuş. Son dönemde Rumların adaya miras bıraktıkları kültürün turistik açıdan değerini anlayan halk, üstüne birkaç beden büyük gelse bile bu mirasa sahip çıkmış.

Bozcaada esnafı gördüğü yoğun ilgiyi fiyatlarına da yansıtmış durumda. Ada sezonunun kısalığı nedeniyle de Türkiye’deki birçok tatil yöresine göre oldukça pahalı. Ana kara bağlantısının olmamasının bu durumda payı büyük olsa da, birçok işletme hizmetlerini ederlerinden misli fiyatlara satıyorlar. Adada ulaşım konusunda ilk akla gelen araç araba, ancak arabanız yoksa merkezden kalkan ve adanın çevresine ulaşabileceğiniz minibüsler mevcut. Ayrıca bisiklet ve motor kiralama şansınız da var. Ada dönüşlerinde arabalı vapur için rezervasyon uygulandığı ve merkezin trafiğe kapatıldığını da hatırlatmak da fayda var.

 

GEZSEK GÖRSEK

Bozcaada’ya arabalı vapurla yaklaşırken muhtemelen ilk olarak “neden bu kadar büyük bir kale yapılmış buraya” diye sorabilirsiniz. Ancak adanın tarih boyunca ticaret yolları üzerindeki stratejik bir nokta oluşunu düşündüğünüzde kalenin boyutları sizi şaşırtmıyor. Adayı gezmeye ilk olarak kaleden başlayabilirsiniz. İçersinde bulunan birkaç sergi odası haricinde pek bir olayı olmasa da; kale Ege Denizi ve Bozcaada’nın merkezine tepeden bakmanız için size iyi bir şans sunacaktır.

Kaleden çıktıktan sonra Rum Mahallesine dalıp Bozcaada Müzesini mutlaka ziyaret edin. Müze Bozcaada ile ilgili çok önemli çalışmalara imza atıyor. Özellikle 1900’lü yıllara ait adanın günlük yaşamının anlatıldığı alanlar çok dikkat çekici. Bununla birlikte adanın antik çağlardan itibaren devam eden tarihi yolculuğu da çok güzel aktarılıyor. Hakan Gürüney tarafından kurulan müze oldukça başarılı ve doyurucu. Kişisel olarak başladığı çalışma, kaymakamlık tarafından da destek görünce müze kendine çok yakışan bir binaya taşınmış. Müzeyi ziyaret ettikten sonra, Rum mahallesinin düzenli ve renkli sokaklarında dolaşabilirsiniz. Rumlardan kalan evlerin, üzerlerinden dökülen çiçekler ve Arnavut kaldırımlı sokaklar adanın ruhunu anlamanız için size yardımcı olacaklar. Ada merkezinde en ilgi çekici yerler sokaklar ve adanın rengârenk evleri. Yukarıda belirttiğim gibi büyük şehirlerden gelen kadın ağırlıklı entelektüel göçün adanın korunmasında büyük payı var.

Adanın merkezini gezmeyi bitirdikten sonra denize girmek için adanın çevresindeki plajları deneyebilirsiniz. Adanın merkezinden arka deniz hariç pek denize girilmiyor. Merkezden çıkarken anayoldan tabelaları izleyip sola doğru ilerlediğinizde Tuzburnu-Akvaryum yönüne doğru ilerleyeceksiniz. Bu bölgedeki plajlar hiçbir tesisin olmadığı ve daha bakir alanlar. Ancak Adaya gelenlerin büyük bir kısmının yaptığı gibi Ayazma plajını da tercih edebilirsiniz. Ayazma ve yanındaki Sulubahçe Plajı aslında tarihi olarak büyük bir öneme sahip. Çünkü Truva Savaşı sırasında Spartalıların meşhur atlarını yapıp kıyıya bıraktıktan sonra gemileriyle bu koylara gelip saklandıkları söyleniyor. Yüzerken bu durumun gerçek olabilme ihtimalini düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor. Ayazma plajına gelmeden ineceğiniz dik yokuşta sağınızda Ayazma Manastırı kalacak. Bu Manastır 26 Temmuz günü dünyanın çeşitli yerlerinden memleketlerine geri dönen adalı Rumları ağırlıyor. Burada her yıl Fener Rum Patriğinin de katıldığı törenlerle Aya Paraskevi günün kutlamak için bir panayır düzenleniyor.

Adanın sembolünün dev rüzgârgülleri olduğundan söz etmiştim. Rüzgârgüllerini ziyaret etmek için günün en güzel saati gün batımı. Tam rüzgârgüllerinin ve Polente Fenerinin karşısından batan güneş eşsiz bir manzara sunuyor. Adaya gelen turistler şaraplarını alıp bu eşsiz seremoniyi izliyorlar. Şarabın ve manzaranın güzelliğine kendinizi kaptırdıktan sonra, kafanızın içinde kıvılcımların çakması ve devamında “Ben buraya yerleşiyorum” replikleri sıkça rastlanan bir yan etki olarak görülüyor. Ancak son yıllarda Polente Fenerinin yakınındaki evin 49 yıllığına kiralanması sonucu Polente Fenerine gidiş engellenmiş durumda. Alternatif bir yol yapılmış olsa da gün batımında Polente Fenerini biraz görebiliyorsunuz. Eğer arabanız yoksa merkezden gün batımı için minibüsler tur düzenliyorlar.

Adanın en önemli geçim kaynaklarından biri şarapçılık olduğu için ada uçsuz bucaksız bağlarla kaplı. Özellikle bağbozumu döneminde bağlarda artan hareketlilik çok hoş görüntüler sunuyor. Hatta adadaki bazı şarap firmaları turist gruplarının bağbozumuna katılmasını sağlıyor. Diğer yandan Çamlıbağ, Corvus, Talay, Ataol gibi firmaların şarap fabrikalarını ziyaret edebilir ve üretimle ilgili bilgi alabilirsiniz.

Eğer ki adanın en yüksek noktasına çıkmak ve eşsiz bir manzara izlemek isterseniz size Göztepe’yi öneriyorum. Ege Denizi tüm ihtişamıyla karşınızda dururken Homeros’un Tenedos ile ilgili sözlerini anlayacaksınız. Diğer yandan serin ve ferah bir yerde kafa dinlemek isterseniz yine adanın ortasında bulunan Ormanlık alanı deneyebilirsiniz.

YESEK İÇSEK

Bozcaada’nın önemli gelir kaynaklarında biri olan balıkçılık, mutfak kültürüne de yansımış durumda. Adada balık konusunda birçok seçeneğiniz mevcut. Ada çevresi balıkçılık açısından çok verimli. Bütçenize göre Merkez veya Ayazma’daki lokantaları tercih edebilirsiniz. Gündüz Ayazma tarafındaki Koreli hem uygun fiyatları hem taze ve lezzetli menüsüyle iyi bir alternatif. Burada denizden çıkıp, kuş bakışı Ayazma Plajını seyrederken soğuk biranızı içebilirsiniz. Kahvaltı içinse merkezdeki Çınaraltı ve Eski Kahve güzel alternatifler. Veli Dede’nin fırınından da lezzetli atıştırmalıklar ve hamur işleri edinebilirsiniz.

Rum Mahallesinde, ara sokaklarda bulunan lokantalarda güzel alternatifler sunabilirler. bunlardan en öne çıkanı Ada’m. Enginarlı ahtapot, beğendili balık, kuskus paella ve farklı malzemelerle yaptıkları erişteleri spesyalleri. Üstelik Rum Mahallesinde terası olan tek mekan. Bu nedenle rezervasyon yaptırırken mutlaka teras talebinizi belirtin. Benden de sahibi sevgili Saada’ya selam sevgi götürün. Ada’m ’da yer bulamama ihtimaline karşı Sandal’da bir diğer iyi alternatif.

A photo posted by Kerimcan Akduman (@kcakduman) on

Şarap konusunda birçok farklı seçenek olmasına rağmen önerim Çamlıbağ olacaktır. Özellikle beyaz için Vasilaki kırmızı içinse Kuntra, Karalahna ve Merlot’su favorilerim. Corvus markası hem şişe tasarımları hem lezzetiyle öne çıkıyor. Biraz pahalı olsa da Bornova Misket ve yemelik çavuş üzümden yapılan beyaz Teneia çok başarılı.

YATSAK UYUSAK

Adada her bütçeye uygun konaklama imkânı var. Ancak yaz aylarında ki yoğunluk nedeniyle hem fiyatlar oldukça yükseliyor hem de yer bulmak çok zorlaşıyor. Özellikle bağbozumu ve panayır zamanı ada kapasitesi üzerine çıkılıyor. Hafta sonları da çevre illerden gelenler adayı oldukça kalabalıklaştırıyorlar. Ucuz ve sakin bir ada deneyimi için en iyi zaman sonbahar, okulların açılmasından sonra. Kalabalık gruplar içinse kısa süreli ev kiralama imkânları mevcut. Merkezde kalmak için Bozcaoda, Ela ve Tenedos ve Aki Otel; bağda kalmak isteyenler içinse Patiska güzel alternatifler olabilir.

İZLESEK ÖĞRENSEK

Güle Güle

Sıcak

Karşılaşma

Bir Küçük Eylül Meselesi

Bozcaada Top5 List

1- Sessizlik ve Huzur

2- Deniz

3- Polente Feneri

4- Ada’m

5- Rum Mahallesi

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *