, ,

Bristol

NEDİR NE DEĞİLDİR

Bu şehir eğer bir ülke olsaydı muhtemelen milli marşının sözleri Tricky tarafından yazılır ve bunlar Massive Attack tarafından bestelenirdi; marşı en iyi seslendirecek kişiyse tartışmasız Portishead’den Beth Gibbons olurdu. Bu ufak şehirden bu kadar müzik dahisinin çıkmasına ilk bakışta şaşırabilirsiniz ancak denizi olmayan bir liman kenti olup yüzyıllar boyunca deniz ticaretiyle zenginleşmiş bir şehirden bahsediyorsak, Bristol’ın süprizlerle dolu bir şehir olduğunu anlayabilirsiniz.

İngilizlerin özellikle agresif emperyalist dönemlerinde önemli bir liman kenti olan Bristol, bu özelliği nedeniyle Liverpool ile birlikte 17. yüzyılın en önemli köle, tütün ve şeker ticareti merkezlerindenmiş. Yıllar boyunca Amerika’daki İngiliz kolonilerine yollanan birçok kölenin eski kıtadaki son duraklarından en önemlisi olmuş. Denize uzak olarak nasıl bu kadar önemli bir liman kenti olduğu sorusunun cevabını ise med-cezir olarak veriliyor. Dünya’da en kuvvetli 2. med-cezir olayının yaşandığı bölge olan Bristol’da denize olan yaklaşık 10km’lik uzaklık Avon Nehrinin sularının gün içerisinde med-cezir sayesinde artıp büyük gemilerin hareketine olanak sağlamasıyla aşılabilmiş.Şehir günümüzde havacılık endüstrisi için çok önemli. Şu anda kullanılmasa da sivil havacılık tarihinde çok önemli yeri olan Concorde uçaklarının üretildiği merkezlerden biri olan Bristol halen Britanya’nın en önemli havacılık firmalarına ev sahipliği yapıyor. Bununla birlikte sıcak hava balonları üretimi konusunda da ülkede önemli bir adres. Şehir dolaşırken kafanızın üstünden sürekli renkli balonların geçmesinin bir nedeni de balonların Bristol’ın sembollerinden olması. Hatta şehirde ağustos ayının içersinde Balon Festivali düzenleniyor.

Bristol’da giderek artan nüfus ve göç nedeniyle özellikle güney kısma doğru tatsız bir genişleme görülüyor. Tipik bir İngiliz şehri olma özelliklerini yavaş yavaş kaybetmesine rağmen insanların birçok İngiliz şehrine göre göçmenlere daha hoşgörülü davrandığı söylenebilir. Öte yandan şehirdeki özellikle genç göçmenlerin İngiliz kültürüne entegrasyonu için birçok başarılı çalışma yapılıyor. Bunun karşılığı ise göçmenlerin dağdan gelip bağdakini kovmaya çalışmaması, tam tersine geldikleri ülkenin yaşan tarzına uyum sağlamaya çalışması oluyor.

Şehir merkezi birçok mahallelere bölünmüş. Neredeyse her mahallenin kendine özgür bir ruhu ve mimari tarzı var. Yan yana bulunan mahallelerde bile çok farklı yaşam tarzları ve standartları gözlemlenebiliyor. Çok kültürlülük ve bu duruma hoşgörü Bristol’ın tarih boyunca işlek bir liman kenti olmasının önemli getirilerinden biri olmuş.

Bristol’da eski tip birçok pub bulabiliyorsunuz. Bununla birlikte bir üniversite kenti olmasından dolayı yeni tarz pub ve gece kulüpleri birçok yerde mevcut. Park Street ve Corn Street civarındaki pub ve barlar popüler alternatifler sunabilir. Diğer yandan The Louisiana canlı rock müzik dinlemek için şehirdeki en iyi mekan. Gloucester Road’da bulunan The Prom da canlı blues ve rock için güzel bir adres. Ancak gitmeden önce internet üzerinden programları ve saatlerini kontrol edin. Trip-hop ve türevi müzikler için keşif güdülerinizi çalıştırmanız gerebilir.

Toplu taşıma açısından Bristol herhangi bir raylı sisteme sahip değil. Ufak bir şehir olduğu için yürüyüş en keyifli yol ancak bazı semtlerde yokuşlarda zorlanırsanız otobüsleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tüm duraklarda o hattaki otobüslerin geçtikleri duraklar ve saatler mevcut.

GEZSEK GÖRSEK

Bristol’ı gezmeye başlamanın en doğru yeri eski liman kısmı olacaktır. Yıl boyu birçok kültürel etkinliğin düzenlendiği bölge ayrıca birçok müze, kafe, restoran ve sanat galerisine ev sahipliği yapmakta. Şehrin kalbini oluşturan Park Street’in sonunda bulunan College Green’den başlayabilirsiniz dolaşmaya. Bu meydana oval olarak yerleştirilmiş belediye binasını gördükten sonra yine College Green’de karşınıza çıkacak olan Bristol Cathedral’i mutlaka ziyaret edin. İngiliz gotik mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan kathedral gerçekten oldukça iyi korunmuş. Eğer şanslıysanız içersinizde yapılan konserlerden birini yakalayabilirsiniz. Buradan nehir kıyısına doğru ilerleyerek “@ Bristol”a doğru yürüyün. Bu geniş kompleks, içerisinde teknoloji ve bilim öğelerini barındıran bir keşif alanı. İnteraktif bir bilim müzesi olan mekanda birçok aktiviteyle birlikte bir resif akvaryumu, yapay bir yağmur ormanı ve sadece bilimsel filmlerin gösterildiği bir IMAX sinema mevcut. Daha sonra Millenium Bridge nam-ı diğer Pero’s Bridge’den geçerek Arnolfini’ye ulaşabilirsiniz. Eski bir ambar olan bu bina Bristol’da her türlü sanat aktivitesinin yapıldığı muhteşem bir merkez. Merkezin bulunduğu binaya hayran kalıp içerideki harika sergileri gezmeyi ihmal etmeyin. Diğer yandan içerisinde bulunan kafe sayesinde keyifli bir liman manzarası eşliğinde çay içebilir ve limandaki insanları izleyebilirsiniz. Eğer yeşil bir ortamda biraz dinlenmek isterseniz hemen Arnolfini’nin arka tarafında bulunan Queen Square’de de soluklanabilirsiniz.

Nehrin karşı kıyısına geçip endüstri devriminden beri üretken bir şehir olan Bristol’ın maharetlerini sergilediği Bristol Industrial Museum’u ziyaret edebilirsiniz. Buradan eski buharlı bir lokomotifin çektiği bir treni kullanarak; ki bu sandığınızdan ufak ve sevimli bir lokomotif; Maritime Heritage Centre’a ulaşbilirsiniz. Burada Bristol’daki denizcilik faaliyetleri, gemi yapımı ve deniz ticareti anlatılıyor. Bu merkezin hemen yanında ise bu durumun adeta anıtı olan SS Great Britain gemisi müzeye dönüştürülmüş olarak sizi bekliyor. Britanya ve Bristol tarihinde çok önemli bir tasarımcı ve mühendis olan Isambard Kingdom Brunel tarafından tasarlanan SS Great Britain döneminin en büyük yolcu gemisi ve Transatlantiklerin atası olarak kabul ediliyor. Nehirde ufak tekneler ile düzenlene turlara katılıp limanı genel olarak dolaşmak da başka bir alternatif. Öte yandan limanda her Temmuz ayının son haftasonunda Bristol Harbour Festival düzenleniyor.

Bristol önemli bir ticaret merkezi bu nedenle şehrin hemen merkezinde bulunan tarihi Corn Exchange ve St. Nicholas Markets’ı ziyaret edebilirsiniz. Bu bölge eski Bristol’un sosyal ve ticari merkezi. Bu bölgeyi gezdikten sonra nehrin kıyısındaki bir parkın içinde bulunan St. Peter’s Church’e doğru ilerleyin. Bu kilise 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından bombalanmış ve daha sonra bir savaş anıtı olarak son haliyle korunmuş. Ardından şehrin alışveriş merkezi olan Broadmead’e doğru yönelip dev mağazalara bir göz atabilirsiniz.

Şehrin kalbi olarak kabul edilen Park Street’den yukarı yürürken hemen rampanın başında sağa bakın ve belki de dünyanın en gizemli sanatçısı olan Banksy’nin en önemli eserlerinden biriyle karşılaşın. Banksy’nin en önemli özellikleri Bristol’da yaşaması, hiçbir şekilde kimliğinin tespit edilememesi ve popülizmi eleştirel bir tavrı olması. Park Street’den yukarı çıkmaya başladığınızda Great George Street’deki Georgian House’u ziyaret edebilirsiniz. Bu ev 19. yüzyılda önemli köle ve şeker taciri John Pinney tarafından yaptırılmış ve dönemin günlük hayatını sergilemek adına daha sonra müzeye çevrilmiş. Ardından biraz yorucu ve kısa bir yürüyüşle Cabot Tower’dan keyifli bir Bristol manzarası izleyebilirsiniz.

Park Street’den yukarı Queen’s Road ve Whiteladies Road güzergahından devam edince karşınıza şehre oranla devasa bir park çıkacak. Westbury Park uçsuz bucaksız yeşillik kavramınıza yeni bir boyut kazandırabilir. Emin olun parka ulaştığınızda çıktığınız yokuşlara değdiğini anlayacaksınız. Parkın, nehir tarafındaki yamaçlarından asma köprüyü ve nehir yatağının manzarasını izleyebilirsiniz. Parkta dinlendikten sonra önce Clifton’ın ara sokaklarında dolaşmaya başlayın ve muhteşem evleri izleyerek Harry Potter’ın okuluna benzeyen Clifton College’a bir göz atın. Clifton şehrin en eski ve en pahalı yerleşim alanlarından biri. İngiliz Georgian tarzı mimarinin evlerde kullanıldığı mahalle günümüzde Bristol’daki en popüler mahallelerden biri. Clifton College’ı gördükten sonra ara sokakları kullanarak Brunel’in bir başka eseri olan Clifton Suspension Bridge’i ziyaret edebilirsiniz. Köprü özellikle gün batımında oldukça hoş görüntüler sunuyor. Ardından Regent Street ve onu kesen sokakları teker teker dolaşın. Bu sokaklar belki de Bristol’ın en karakteristik dükkanlarını barındırıyor. Yine bu sokaklarda göreceğiniz yardım kurumlarına yada kiliselere ait 2. el dükkanlarından büyük bir keyifle alışveriş yapabilirsiniz. Mahallenin sosyo-ekonomik yapısı dolayısıyla bu dükkanlara bağışlanan kıyafetler oldukça kaliteli ve az kullanılmış oluyorlar.

Bristol’a geldim ve müziğe meraklıyım özellikle plaklara diyenler için ise şehrin birçok yerinde bulunan müzik dükkanlarını tavsiye edebilirim ancak özellikle Gloucester Road bu konuda meraklıları oldukça memnun edebilecek dükkan çeşitliliğine sahip. Yine bu bölgede çeşitli 2 el dükkanlarından kitap ve kıyafet konusunda yararlanabilirsiniz.

Bristol büyük bir şehir olmasa da yapılabilecek birçok şey bulabilirsiniz ama şehrin ortamından kaçıp deniz havası almak isterseniz, en yakın sahil kasabası olan Clevedon oldukça huzurlu bir seçenek. Kendinizi Morrissey’in “Everyday is like Sunday” şarkısının klibinde gibi hissedebileceğiniz kasabada sahilde yürüyebilir, iskelesinde kahve içip martıları izleyebilirsiniz… Geleneksel publarını da denemeyi unutmayın.

Bristol’a yakınlığı ve özgün Georgian tarzı mimarisi dolayısıyla Bath kenti de güzel bir alternatif. Romalılardan kalma termal hamamlar mevcut. Bununla birlikte bölgeden çıkartılan özel sarı bir taş ile yapılmış muhteşem ve karakteristik binaları görebilirsiniz. Özellikle şehrin sembolu olan Eski Roma Hamamını, Royal Crescent ve Circus’u kaçırmayın. Unesco’nun dünya mirası listesinde olan Bath kentinde Pulteney Bridge de kaçırılmaması gereken bir yapı. Binalarda kullanılan sarı taşların çevredeki endüstriyel faaliyetlerin dumanından karardığını ve Unesco’nun yardımları sonucu şehrin binalarının eski rengine dönüştürüldüğünü söylemek gerek. Şehri gezerken binaların üstündeki bazı yerlerde; özellikle ince işçilik olan yerler; göreceğiniz kara lekeler bu dönemden kalma.

YESEK İÇSEK

Bristol bir üniversite kenti olmasından dolayı birçok uluslar arası restorana ev sahipliği yapıyor. Tipik bir İngiliz yemeği olan fish&chips Bristol’da özellikle sahil kasabalarında çok lezzetli. İçki konusunda Güney-Batı bölgesinin en önemli içeceklerinden olan Cider çok lezzetli, bazı publarda özel üretim olan ciderlardan tadabilirsiniz. Yine King Street’de bulunan Old Duke Pub birçok pubda olduğu gibi kendi Ale’ını sunuyor.

YATSAK UYUSAK

Bristol çok fazla hostel seçeneğine sahip değil. Bristol Youth Hostel ve Bristol Backpackers ilk akla gelen seçenekler. Biraz daha konfor için şehirde çeşitli oteller mevcut.

İZLESEK ÖĞRENSEK

Starter for 10

Bristol Top5 List

1- Clifton

2- Westbury Park

3- Clevedon

4- Liman/ Arnolfini

5- Gloucester Road

Share

You May Also Like

3 comments on “Bristol

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *