, ,

Destinasyon İzmir

Antik dönemin ünlü tarihçisi Tukidides “Akdenizliler üzüm ve zeytini evcilleştirdikten sonra barbarlıktan uzaklaştı.” demiş zamanında. Aslında bu evcilleştirme durumu sadece Akdeniz’i değil tüm insanlığı da derinden etkileyen sonuçlar yarattı. Barbarlıktan vazgeçen Akdenizliler, Ege sahillerinin verimli ovalarında kurdukları şehir devletlerinde felsefe ve bilimin doğmasını sağladılar. Bu verimli ovalarda üretilen şarap ve zeytinyağı Antik dünyadaki en değerli gıda ürünleri oldular ve İyon şehirlerinin zenginleşmesini sağladılar.

Günümüzdeyse bu tarihi ve gastronomik miraslar İzmir’de Urla Yarımadası’nda korunmaya çalışılıyor. Bölgede şarapçılık geleneğini sürdüren bir kaç şarap üreticisi bulunuyor. Bunlar arasında halen şarabı zanaatkarlıkla üreten Cankara Çiftliği oldukça dikkat çekici bir adres. Bölgede yetiştirdikleri üzümler dışında, şarabın doğum yeri olarak kabul edilen Doğu Anadolu’da yetiştirilen endemik üzüm türleriyle de şarap üretimini sürdürüyorlar.

Elazığ’da sadece 1-2 köyde yetişen Kösetenek ve Köhnü üzümleri, hasat edildikten sonra 14 saat içerisinde fabrikaya ulaştırılıyor ve şarap üretimi başlıyor. Alaz adını verdikleri bu muazzam şarabı ve diğer şaraplarını marketlerde bulabilmek mümkün değil. Cankara Şarapçılığın temel prensiplerinden biri ürettikleri şarabın sadece değerini bilecek kişiler tarafından tüketilmesi. Bu nedenle Cankara şarapları ya çiftlikte ya da sadece kısıtlı sayıda restoranda bulunabiliyor. Tadım esnasında sunulan 3 şaraptan favorim Alaz oldu. Benim gibi kırmızı şaraba çok yakın durmayan birini bile kendine hayran bırakan Alaz’dan sonra ise sıralamada Sultaniye ve Boğazkere geliyor. Cankara Çiftliği basit fabrikası ve hala koruduğu zanaatkar üretim tarzıyla bölgedeki en nevi şahsına münhasır şaraphane.

İyonya’nın şarap mirasına sahip çıkan bir başka üretici ise 1942’de kurulan Sevilen Şarapçılık. Tek gelir kaynağı şarap üretimi olan bir ailenin 3. nesli tarafından yönetilen Sevilen Şarapçılık, firmanın kurucusu İsa Bey’in adını taşıyan çiftlikte ürettiği şarapların tadımını Ege lezzetleriyle birleştiriyor. Amaçları sadece Sevilen şaraplarının tattırmak değil. Aynı zamana bölgenin zengin mutfağını da ziyaretçilere sunmak istiyorlar. Bu nedenle çiftlikte oldukça sıkı bir restoranları var. Servis ettikleri marine edilmiş “canopy beef” oldukça iddialı idi. Üstüne gelen ceviz ve tahinli kabak tatlısının tabakta kalan sosuna utanmasam ekmek banacaktım. Şaraplardan ise favorim ilk tattığım İsabey Sauvignon Blanc idi. Zaten benim yorumuma pek ihtiyacı olmayan şarap, 2012 yılında Financial Times’ın oluşturduğu listede en iyi 100 beyaz şaraptan 4. olarak seçilmiş.

Bölgedeki en havalı ancak en genç şaraphane ise Urla Şarapçılık. Kaliforniya’daki futuristik örneklerine benzeyen mimarisiyle ve kısa sürede ürettiği başarılı şaraplarla, Urla Şarapçılığın fabrikası bölgeye bir çok gastro ve agro turistin gelmesine neden olmuş. Bu nedenle fabrikanın üst katında 2 odalı bir de butik otel açılmış. Otel misafirleri isterlerse bağlardaki tüm üretim ve bağ bozumu faaliyetlerinde çalışabiliyorlar. Urla Şaraphanesindeki tadımda favorim Tempus idi. Ancak Chardonnay de oldukça başarılıydı.

Urla Yarımadası’nın şarap mirasını 3 farklı tarzdaki şaraphane üzerinden öğrenmek isteyenler içinse müracaat adresi Mövenpick İzmir. Otel dileyen konuklarına 299 avroya bu turu sunuyor. Fiyata 2 kişi konaklama/kahvaltı, öğle yemeği, tadımlar ve midenizde yer kalırsa turun sonundaki afili piknik dahil. Hafta sonu kafaya format atayım, bir şeyler düşünmeden yeni yerler görüp yeni lezzetler keşfedeyim diyenler için şahane bir fırsat. Hele benim gibi araba kullanmayan biriyseniz normalde keşfedemeyeceğiniz yerleri görmek için güzel bir fırsat. Ayrıca hafta sonu bir günü şarap turuna ayırıp diğer gün İzmir’i dolaşabilirsiniz. Bu 2 günlük kaçamak sonrası döndüğünüzde nasılsın sorusuna vereceğiniz tek cevap muhtemelen gülümseyerek “tokum” olacaktır.

İon şehirlerinden bahsetmişken bölgede şarap tanrısı olan Dionysos tarafından kurulan Teos yani günümüzdeki Sığacık’ı da es geçmek olmaz. Özellikle Pazar günü kurulan organik pazarla dikkat çeken Sığacık, Türkiye’deki ilk Cittaslow olan Seferihisar ilçesinde bulunuyor. Diğer yandan Urla’daki Özbek köyünde yer alan Akın’ın Yeri deniz mahsülleri konusunda tam bir cennet. Kalamar dolması, barbunya ve şişte sardalya yemeden kesinlikle geri dönmeyin. Mekanın en büyük başarı sırrı tüm ürünlerinin sabah taze olarak tedarik edilmesi ve ertesi güne hiç bir ürünün kalmamasıymış.

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *