,

Fillerle Bir Gün – 55. Gün

Karada yaşayan en iri hayvanlar olan filler hayatım boyunca hep çok havalı hayvanlar olarak dikkatimi çekti. Dev cüsseli, sakin, otobur ve geniş hafızalı bu hayvanlarla Chiang Mai’de vakit geçirme şansını yakaladığımdaysa bunu kesinlikle kullanmam gerektiğini düşündüm.

Tayland fillerin genelde safariler için kullanıldığı bir ülke. Birçok şehirde filler üzerinde insanlar dolaştırılıyor. Ancak fil safarisi denilen sistem fillerin doğal ortamlarından sökülüp, bebeklikten başlayan derin işkencelere maruz kalmasına neden oluyor.

Bu nedenle bir fil safarisine katılmak yerine, bu tip organizasyonlardan kurtarılmış fillerin rehabilite edildiği bir merkezi ziyaret etmeyi tercih ettim. Bu tip merkezler genelde safarilerde veya sirklerde kullanılan filleri satın alıyor. Ardındansa diğer fillerle beraber huzur içinde yaşamının geri kalanın sağlamasını sağlıyor. Sürdürülebilirliği içinse insanların ziyaretlerinden toparlanan paraları kullanıyor.

Tayland’ın kuzeyindeki Chiang Mai’de çok fazla zamanım olmadığı için ben yarım günlük ziyareti tercih ettim. Ancak isteyenlere tüm gün veya konaklamalı 2 günlük ziyaretler de bulunuyor.

11:30 gibi kamyonetten bozma bir minibüs hostelin kapısının önünde duruyor. Arkasına atlıyorum. Birkaç kişiyi daha aldıktan sonra yola koyuluyoruz. 1 saatlik asfalt yol sonrası, toprak bir köy yoluna dalıyoruz. Fil rehabilitasyon merkezi ormanlık alanda bulunduğu için yarım saat minibüsün arkasında bolca toz yutarak ve hoplaya zıplaya yol alıyoruz.

Bir buçuk saatlik yol sonrası merkeze geliyoruz. Öncelikle kısa bir bilgilendirme yapılıyor. Filler ne yer ne içer, günde kaç kilo kaka yapar (250-300 kilo), nelere sinirlenir, oynarken nelere dikkat etmemiz gerekir hepsini teker teker Tay bakıcılar anlatıyorlar. Sakın koşmayın uyarısını da aldıktan sonra üzerimize merkezden verilen kıyafetleri giyiyorum. Nedenini ise filleri beslemeye başladığımızda anlıyorum.

Filleri muz ve şeker kamışıyla besliyoruz. Bu esnasında fil dostlar bolca salya akıtıyorlar. O nedenle merkezden verilen yerel kıyafetler hayat kurtarıyor. Filleri beslemek çok eğlenceli. Bir salkım muzla yanına gidip teker teker hepsini fillere yediriyorum. Çok yanaşmak istemezseniz fil hortumuyla muzu alıp ağzına götürüyor. Ancak “bum bum” dediğinizde hortumunu kaldırıp ağzını açıyor ve o koca ağzına muzu bırakabiliyorsunuz.

Fillerin kalbine giden yol midelerinden geçtiği için beslenme esnasında samimiyeti arttırıp aralarına giriyorum. Filler cüsselerinin bazen farkında olamayabiliyorlar. Bu nedenle sürekli dikkatli olmak gerekiyor. Kendini köpek boyutunda sanıp kendini sevdirmek veya besletmek için üzerinize gelince insan hafif ürkmüyor değil.

Beslenme sonrası sıra spa ve çamur banyosuna geliyor. Fillerle kısa bir yürüyüş sonrası çamur havuzuna ulaşıyoruz. Önce filler çamura dalıyor. Birbirleriyle biraz tepişiyorlar. Ama bu sefer çimenler ezilmiyor. Ardından da gruptan birkaç kişi olarak biz havuza giriyoruz. Çamurları alıp alıp fillere sürüyoruz. Pek mutlular. Çamurun içinde debeleniyorlar. O esnada kenara bakıyorum. Çoğu ziyaretçi çamura girmiyor. Bahaneleri ise fillerin içine kaka yapmaları. İnsanın bir duşla kolayca temizlenebileceği böyle bir deneyimden nasıl kaçabileceğini aklım almıyor.

Çamur banyosundan sonra sıra nehirde temizlenmeye geliyor. Öncelik yine fillerin. Suya önce onlar giriyor. Sonra da elimizde taslar ve fırçalarla biz. Yine çoğu insan suyun dışında. Bu durum aslında oldukça işime geliyor. Böylece fillerle daha rahat oynayabiliyorum.

Filleri, taslarla su atıp yıkamaya başlıyoruz. Bir yandan da onlar hortumlarıyla kendilerini yıkıyorlar. Bir süre sonra fırçayla temizlemeye başlıyorum. Ancak o kadar geniş bir alan var ki hepsini fırçalamak mümkün değil. Büyük bir fili temizlerken bir anda bacağıma bir şey çarpıyor. Ailenin yavrusu suyun içinde oyun istiyor.

Bir süre de onu temizliyorum. Kendini ne kadar ufak sanıyorsa, su içinde bana en yumuşak çarpısında bile dengemi kaybediyorum. Yavru o kadar sevimli ki arada sarılasım geliyor ancak pek hareketli. Bir süre sonra bakıcılar fillerin hortumlarıyla bu sefer bizim üzerimizdeki çamuru temizliyorlar. Filleri sudan çıkardıktan sonra biz çıkıyoruz. Bu sefer de hortumlarıyla üzerlerine toprak atıyorlar. Bunun sivri sinekler ve böceklerden korunmak için olduğunu öğreniyorum.

Merkeze yemek yemek için geri dönüyoruz. Bu esnada filler de çevremizde dolanıyorlar. Yaşadıkları tüm korkunç işkencelere, safarilerdeki kötü muameleye rağmen hala bizimle sevgilerini paylaşabilmelerine ve bağışlayıcılıklarına şaşırıyorum. Bir diğer şaşırdığım şeyse doğadan uzaklaşıp, onu yönetebildiğimizi sandığımız zamanlarda yükselen kibrimize attığı tokatlardan asla ders almamamız oluyor.

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *