, ,

Floransa-Pisa-Siena

NEDİR NE DEĞİLDİR

Ortaçağ’ın modern dünyaya belki de en güzel hediyesi olan Floransa kenti, dolaştıkça “Burada yaşıyor olsam ben de Rönesans’ı başlatabilirdim” diye düşündürtebilecek bir atmosfere sahip. Arno nehrinin böldüğü şehir; kelimelerin kifayetsiz kaldığı manzaraları, gastronomik zenginliği ve dünya kültürüne eşsiz katkılarıyla biliniyor. Floransa, Toskana bölgesinin de en büyük kenti aynı zamanda.

Floransalıların hatta Toskana bölgesinde yaşayanların genel olarak kendilerini diğer İtalyan şehirlerinden ve İtalyanlardan farklı görmek durumu söz konusu. Ancak bu durum tarihsel sürece bakıldığında anlaşılabilir bir durum. Tarihleri boyunca hep bağımsız ve otonom bir yaşam süren Toskana halkı halen birleşmiş bir cumhuriyet içerisinde yaşamaya pek alışmış değil. Hatta bu durum kimi zaman yasama ve yürütme konularıyla ilgili Roma’yı ve hükümeti küçümsemeye kadar gidebiliyor. Daha da ileri giden Toskana halkı kendilerinin bir Toskanalı geni taşıdıklarına inanıyor.

Belki de çok haksız sayılmazlar. Avrupa’nın en güzel coğrafyalarından birinde yaşam süren bu insanlar yüzyıllardır yaşadıkları zengin hayat ve benimsedikleri “dolce vita” tarzı dolayısıyla görünüşlerine ve yaşam kalitelerine çok önem veriyorlar. Bu nedenle gastronomik olarak İtalya’nın hatta Avrupa’nın en başarılı bölgesi burası. Tarım ve ticaretin en önemli geçim kaynağı olduğu bölgede feodal hayat, 20. yüzyılın başına kadar hakimiyetini sürdürmuş. Aslında Floransa dünya tarihi için çok önemli bir kent. Yaşadığımız modern dünyanın oluşmasındaki en büyük temellerden biri olan Rönesans denen öncelikle akli devrimin doğum yeri olan şehir, o dönemde gelişmiş ekonomisi ve serbest düşünceye yaklaşımıyla birçok bilim ve sanat adamına ev sahipliği yapmış. Bununla birlikte Machiavelli, Dante ve Michelengelo gibi dünyayı etkileyen isimlerin de Floransa doğumlu olduklarını eklemek gerekir. Özellikle ünlü Mediciler, yönetimde olduğu farklı süreler boyunca Floransa’ya Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli gibi sanatçıların eserlerini toplayarak muhteşem bir koleksiyon kazandırmışlar. Şehre yine bu dönemde Rönesans mimarisinin en güzel örnekleri inşa edilmiş. Tarihi boyunca sanata ve edebiyata ev sahipliği yapmış kentin, çocukluğumuzdan beri tanıdığımız Pinokyo’nun da memleketi olduğunu eklemek gerek.

Her güzelliğin olduğu gibi Floransa’nın güzelliğinin de bir bedeli var maalesef. Sokaklarda yürürken özellikle yazın şehir merkezinde İngilizce’den başka bir dil duyamıyorsunuz. İtalyanca ancak şansa denk gelebileceğiniz bir konuma gelmiş. Yazları şehrin üzerinden bir turist bulutu geçiyor denebilir. Bu nedenle Floransa halkı şehrin dokusunu korumak için ekonomisinin ağırlıklı turizm merkezinden bankacılık, sanayi gibi konulara kaydırılması için oldukça çaba harcıyorlar.

Şehir genel olarak oldukça güvenli. Zengin bir halk zümresinin yaşadığı şehir merkezinde suç oranı oldukça düşük. Ancak dünyadaki tüm turistik yerlerde olduğu gibi yankesicilik gibi aktivitelere karşı dikkatli olmakta yarar var. Şehir ufak olduğu için toplu taşımaya ihtiyaç duyulmuyor pek. Ancak otobüsler hem şehri görmek hem tabanları dinlendirmek için iyi bir alternatif.

GEZSEK GÖRSEK

Floransa yukarıda bahsettiğim gibi tam bir Rönesans kenti. Kent bu dokusunu yüzyıllara rağmen kaybetmemiş. Özellikle şehrin eski kısımları, kimi zaman şehirde tarihin donduğu izlenimini yaratıyor. Kentteki turunuza başlamak için şehrin en hareketli noktalarından olan Piazza Della Stazione’den yola çıkabilirsiniz. Tren istasyonuna sırtınızı dönüp sokaklara korkmadan girin. Girdiğiniz her sokak size Rönesans mimarisinin en güzel örneklerini sunacak. Biraz yolunuzu uzatarak Mercato Centrale’yi ve çevresindeki sokaklarda dolaşabilirsiniz. Hemen yakında bulunan Basilica di San Lorenzo’da görülmesi geren bir kilise. Ardından belki de dünyanın en muhteşem heykeli olan Michelangelo’nun Davut heykelini ziyaret etmek için Galleria dell’Academia’yı ziyaret edebilirsiniz. Müze bazı günler mesai saatleri sonunda ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor ancak hangi günler olduğunu araştırmanız gerek. Bu muhteşem eseri gördükten sonra Floransa’nın sembolü olan Doumo’yu ve bulunduğu görkemli meydana yürüyün. Piazza del Doumo’da dünyanın dördüncü büyük katedrali olan Santa Maria del Fiore’yi ziyaret edebilir ve tepesine kadar çıkabilirsiniz. Yine aynı meydanda ziyaret edebileceğiniz vaftizhane ise hem dini açıdan hem de Rönesans tarihi açısından çok önemli bir yer. Lorenzo Ghiberti tarafından yapılmış muhteşem figürlerin sergilendiği bronz kapıları Michelangelo tarafından Rönesans’ın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve “Cennetin Kapıları” olarak adlandırılmış. Medici ailesinin üyeleri, Dante ve birçok önemli Floransalı burada vaftiz edilmiş.

Doumo ve çevresini dolaştıktan sonra muhteşem Piazza della Signoria’ya doğru ilerleyebilirsiniz. Bu meydanda göreceğiniz dev saray Medici Ailesinin Floransa’yı yıllar boyu yönettikleri devlet binası olan Palazzo Vecchio. Önündeki sıra sizi korkutmazsa ve dünyayı etkileyen bu ailenin günlük hayatını biraz merak ettiyseniz mutlaka içini gezin. Palazzo Vecchio’nun hemen yanında ise Galleria Degli Uffizi’yi ziyaret edebilirsiniz. Batı dünyasının en eski ve en tanınmış olan müzesinde Rönesans döneminin en önemli sanat eserleri sergileniyor. Ancak burada da çok uzun bir giriş kuyruğu sizi beklemekte. Bu sarayların hiç birini gezmeseniz bile meydanda ünlü heykellerin imitasyonlarının altında oturup kalabalığı seyredebilirsiniz.

Daha sonra birkaç sokak ileride bulunan Piazza Santa Croce’ye doğru ilerleyebilirsiniz. Bu meydanda göreceğiniz Basilica Santa Croce Medici’ler zamanında inşa edilmiş olmasıyla birlikte diğer yandan Floransa’nın yetiştirdiği birçok önemli bilim ve sanat insanının gömüldüğü kilise. Her mezar sahibinin başarıları ve uzmanı olduğu konu ile ilgili eşsiz anıt mezarların olduğu bu kiliseye girince insan adını ölümsüzleştirmek lafının tam manasınıyla karşılaşıyor. Özellikle Dante, Galilei, Michelangelo ve Machiavelli için yaptırılmış olan anıt mezarlar kilisenin en güzel kısımlarını oluşturuyorlar. Anıtların üzerinde, mezar sahibi kişilere özel göndermeleri çözümlemek ise oldukça keyifli. Santa Croce’den ayrıldıktan sonra Ponte Vecchio üzerinden karşı kıyıya geçebilirsiniz. 2. Dünya Savaşı esnasında yoğun Amerikan bombardımanı altında Ponte Vecchio dışındaki tarihi tüm köprülerini kaybeden Floransa için bu köprünün önemi gerçekten büyük. Karşıya geçtikten sonra dümdüz ilerleyip Piazza Pitti ve Palazzo Pitti’yi ziyaret edebilirsiniz.

Özellikle nehrin bu kıyısında ziyaret etmeniz gereken nokta Piazzale Michelangelo. Burası şehri kuşbakışı gören bir tepe ve gün batımı sırasında harika bir manzara sunuyor. Karşılaşacağınız manzara buraya gelirken çıkacağınız ufak yokuşu eminim size unutturacaktır. Merdivende oturup gün batımını izlediğinizde şehrin güzelliği bir kere daha sizi büyüleyecek. Dönüşte ise Ponte Vecchio yerine bir sonraki köprü olan Ponte Santa Trinite’yı kullanırsanız Vecchio’yu uzaktan izleme şansınız olur. Şehrin turist istilası altında bulunması ve yürüyüş sizi yorduysa yine bu kıyıda ki en büyük park olan Giardino di Boboli iyi bir nefes alma olanağı sunabilir.

Yine nehrin diğer yakasındaki Piazza Santa Spirito özellikle gençler için gizli bir sığınak gibi. akşam saatlerinde içkisini alanların uğrak yeri olan meydan adeta festivale dönüşüyor. İçkinizi almayı unutursanız bile çevredeki barlardan plastik bardakta istediğiniz içkiyi alıp kalabalığa karışıyorsunuz. Hatta barlarda oturursanız aperativo sistemiyle bedavadan karnınızı da doyurabilirsiniz.

PISA

Pisa kenti Floransa’ya çok kısa mesafede ve eğik kulesiyle tanınan eski bir liman kenti. Ancak Arno nehrinin taşıdığı alivyonlar nedeniyle denizle bağlantısı kesilmiş. Şehri gezmeniz için yarım gün size yetecektir. Kente ulaştıktan sonra nehir kıyısındaki güzel evleri izleyebilirsiniz. Daha sonra Piazza dei Miracoli’de bulunan Pisa Kulesi, Doumo ve Vaftizhaneyi ziyaret edebilirsiniz. Pisa kulesine çıkış limitli olduğu ve uzun kuyruklarla karşılaşmamak için özellikle günün erken saatlerinde kenti kuleyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

SIENA

Siena’ya vardığınız anda kendinizi bir zaman makinesiyle ortaçağa yollanmış hissine kapılabilirsiniz. Bir kentin tarihi dokusunun bu kadar iyi korunmuş olması sizi hayrete düşürebilir. Dik yokuşları, labirent gibi dar sokakları ile Siena dolaşmaya doyulamayan bir kent. Şehrin kalbini oluşturan Piazza Del Campo mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir bölge. Tarihi at yarışlarının yapıldığı bu meydanda bulunan Palazzo Pubblico eskiden kentin yönetim binasıymış. Yine bu meydanda ziyaret edebileceğiniz Torre del Mangia’ya çıkıp tüm Siena’yı tepeden seyredebilirsiniz. Duomo di Siena’da ziyaret edilebilecek bir adres. Ancak Siena’da yapılacak en güzel şey hiç haritaya bakmadan tüm sokaklara girip çıkmak.

SAN GIMIGNANO

Toskana bölgesine ait posta kartlarında görülen manzaralara canlı şahitlik etmek için Floransa’dan San Gimignano yolunu izlemek yeterli olacaktır. Kuleleriyle orta çağ’ın Manhattan’ı olan kasaba çevresindeki ovaya hakim bir tepeye konuşlanmış durumda. Yüzlerce yıldır değişmeyen sokakları insanı büyülüyor. Kasabada Collegiata, ve Museo Civico görülebilecek noktalar. Kasabayı biraz tepeden izlemek ve zeytin ağaçları altında dinlenmek içinse Rocca’yı ziyaret edebilirsiniz.

YESEK İÇSEK

Toskana bölgesi İtalya’nın en gastronomik bölgelerinden biri. Bu nedenle Floransa’da da yemek için oldukça fazla miktarda seçenek bulunuyor. Yerellerin de yemek yedikleri Largo Pietro Annigoni yakınındaki Il Giova şahane bir alternatif. Öğlenleri işten çıkıp yemeğe gelen İtalyanlarla masa paylaşıp günlük menüdeki İtalyan lezzetlerini tadabilirsiniz. Yine aynı şekilde Gusta Panino da Toskana lezzetlerini yapan başka bir başarılı lokanta. Floransa’nın meşhur büfteklerinden tatmak içinse Trattoria Nerone alternatiflerden bir tanesi.

Marcato Centrale’de yer alan De Nerbonne ise şehrin en önemli gırtlak duraklarından bir tanesi. Pazarın içinde bu stantta işkemce, kelle ve çeşitli etlerle sandviçler hazırlanıyor. Bunların yanında akşam üstü bir çok barda servis edilen oldukça lezzetli aperativolarla da karnınızı doyurabilirsiniz. Diğer yandan Gilli’nin çikolataları da şahane, ancak fiyatlar biraz tuzlu.

YATSAK UYUSAK

Floransa oldukça turistik bir kent olduğu için mutlaka önceden rezervasyon yaptırılması gereken bir kent. Şehir merkezindeki en güzel ve uygun alternatifler Ostello Archi Rossi ve Ostello Villa Camerata. Ancak bu hosteller çok populer olduğu için yer bulmak oldukça zor. Emerald Fields’de yine şehir merkezinde oldukça iyi bir seçenek.

İZLESEK ÖĞRENSEK

A Room with a View

The Last Victory

Under the Tuscan Sun

Floransa Top5 List

1- Piazzale Michelangelo

2- Galleria dell’Academia

3- Basilica Santa Croce

4- Piazza Santa Spirito

5- San Gimignano

Share

You May Also Like

2 comments on “Floransa-Pisa-Siena

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *