,

İlk Dövme – 45. Gün

Aslında her şey hostel odasında pineklememle başladı. Siem Riap’daki daha ilk akşamımda aynı odada kaldığımız Rebeca’nın “Biz yemeğe gidiyoruz, gelmek ister misin?” sorusunun beni ilk dövmemi yapacak Budist keşişlere taşıyacağından habersizdim.

Rebeca’nın sorusunu evet olarak cevaplayınca odadan çıkıp, lobide Ricardo ile buluştuk. Akşam yemek yerken bana o gün Ricardo ile yaptıkları Angkor Wat turunu anlattılar. Ben de kendi hikayemi paylaştım. Ertesi gün Rebeca Vietnam’a gitti. Gitmeden de en büyük kıyağı beni Ricardo ile tanıştırması oldu. Ricardo ile ertesi gün görüşemedik. Ben tüm gün tapınak tapınak Angkor Wat’ı gezmekle meşguldüm. Yılbaşı günü sabah kahvaltıda karşılaştık. Muhabbet etmeye başladık.

Muhabbet koyulaşınca yılbaşı akşamı beraber Siem Riap sokaklarında tepinmeye karar verdik. Akşam hostel ekibiyle buluştuğumuzda Ricardo ortalıkta yoktu. Kısa bir süre sonra attığı mesajla başka bir hanımefendiyle yemekte olduğunu öğrendim. Bunun üzerine bir Çinli, bir Fransız, bir Alman, bir Kanadalı ve bir Türk olarak fıkra kadrosu tadında barlar sokağının yolunu tuttuk. Kalabalığa bakıp, milletle mavra yaparken bir baktım uzaktan bizim Ricardo yanında hanım arkadaşıyla bize doğru geliyor. Ekibi tamamladıktan kısa bir süre sonra bi’ baktık sokaktakiler 10’dan geriye saymaya başlamış. Bir daha baktığımızda 2016’ya girmiştik.

Gecenin devamı bol miktarda talk pudrası, su savaşı ve bira içeriyor. Çok detaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Sadece Kamboçya’da yeni yıla girecekseniz insanların birbirlerine pudra attıklarından haberiniz olsun.

Ertesi sabah doğal olarak kuru bir ağız ve ağrılı bir baş ile uyanıyorum. Hosteldeki kahvaltıyı yakalamak için kurduğum saati 3 kere erteliyorum. Sonra karnımın çağrısıyla kalkıp kahvaltı ediyorum. Bu esnada Ricardo ile gözlerimiz yarı kapalı muhabbet ediyoruz. Yılbaşı gecesi karşılaşmadan önce tüm vücudu dövmelerle kaplı bir genç adam gördüğünü ve sohbet ettiğini anlatıyor. Adamın Budist keşişi olduğunu ve geleneksel Sak Yant dövmecisi çıktığını, bugün belki gideceğini söylüyor. Ben de ona katılabileceğimi belirtiyorum, öğlen buluşmak üzere odalarımıza dönüyoruz.

Öğlen biraz daha kendimize gelmiş durumdayız. Resepsiyona dövmecinin Ricardo’ya verdiği kartı gösterip yeri öğreniyoruz. Şehrin biraz dışında bir yerde. Ancak öncesinde keşişin tanıştıklarında Ricardo’ya ilk şart olarak belirttiği Buda’ya sunmak üzere lotus çiçekleri ve bir miktar muz almamız gerekiyor. Pazara yakın kaldığımız için muz sorun değil ama 1 saatlik arama sonucu lotus çiçeklerini bulamıyoruz. Tekrar hostele dönüyoruz ve bize Kraliyet Bahçesine gitmemizi söylüyorlar. Bir tuktukçuyla anlaşıp yola koyuluyoruz. Toplam 3 dolara lotus çiçeklerini ve tütsüleri alıp bu sefer şehrin öte tarafındaki keşişlerin verdiği adrese gidiyoruz.

Gidiyoruz, gidiyoruz ama yol bitmiyor. Belli bir noktadan sonra asfalt bitiyor, bomba düşmüş görüntüsündeki bir toprak yola giriyoruz. Elimizde buket buket lotus çiçekleri, bir büyük torba muz sallana sallana bilmediğimiz bir yere doğru ilerliyoruz. Bir süre sonra birilerine sora sora keşişleri bulabiliyoruz. Dövmeci dediğimiz yer aslında bir baraka. Önündeki açık alanda kediler, köpekler, tavuklar, 2 adet Buda sunağı bulunuyor. Oluşturulan taht gibi alandaysa dövme yapılıyor. Çevrede benzer yapılar bulunuyor. Uzaklardan geleneksel hafif ve keyifli bir müzik geliyor. Şehrin kaosunun oldukça uzağında tam bir dinginlik söz konusu ortamda. Tuktuktan indiğimizde bizi 2 genç keşiş karşılıyor. Tüm vücutları adeta harita gibi; geleneksel Sak Yant dövmeleriyle kaplı. Alanın köşesindeyse kitap okuyan ustaları oturuyor.

Ricardo yılbaşı gecesi tanıştığı çocukla muhabbete başlıyor. Hostelden beri konuştuğumuz fiyat konusunu biraz da çekinerek açıyoruz. Sonuçta belirli bütçelerle seyahat eden adamlar olarak kalın bir sürprizle karşılaşmak istemiyoruz. Keşişlere ücret konusunu sorduğumuzda ellerimizdeki çiçek ve meyveleri gösterip “Zaten en gerekli şeyleri getirmişsiniz.” diyorlar. Buda’ya sunulan lotus çiçekleri ve meyveler dışında ise iğne ve mürekkep için 20 dolar ödememiz gerektiğini belirtiyorlar. Ricardo dayanamayıp bahşiş konusunu soruyor, aldığı cevap ise “Siz mutluysanız biz de mutluyuz, hiçbir şeye zorunlu değilsiniz” oluyor. Bu cümleyi duyduktan sonra keşişlere güvenim oldukça artıyor. Bu işi paradan ziyade geleneksel ve dini nedenler için yaptıklarına ikna oluyorum.

Ricardo hemen defterlere bakmaya başlıyor. Sanskritçe ve Khmerce dualar ve şekillerle dolu defterlerden pek bir şey anlamıyoruz. Arada hoşumuza giden şeyleri sorup anlamını öğreniyoruz. Bu esnada Ricardo bir desen beğeniyor ve yaptırmaya karar veriyor. Anlamını soruyoruz. Genel olarak mutluluk ve iyi şans getirmesi için yapıldığını söylüyorlar. Ortada Davud Yıldızına benzeyen 2 üçgen, su ve ateşin dünyadaki beraber varlığını sembolize ediyor. En ortada dua eden Buda bulunurken, çevresindeki ufak piramidimsi desenler meditasyon yapan Buda’yı sembolize ediyor. Ufak üçgenlerin içindeki şekiller ise mantralar yeni iyi dilekler.

Ricardo kararını verince hazırlık başlıyor. Öncelikle lotus çiçekleri özel bir tas içine yerleştiriliyor. Ardından aynı tasa muzlar ve diğer meyveler ekleniyor. Sunakta yeni tütsüler yakılıyor. Ricardo tası alıp dualar eşliğinde Buda’ya tabağı sunuyor. Böylelikle dövme sürecinin ilk aşaması geçiliyor. Dövme yapılırken kullanılacak olan metal çubuğa gözümüzün önünde paketi açılan yeni iğne takılıyor. Böylece kafamızdaki bir diğer önemli soru olan hijyen konusu da cevap buluyor. Eski zamanlarda bambu çubuklar kullanılarak yapılan bu dövmeler için artık metal çubuk kullanmaya başlanılmış. Ancak onun dışında kullanılan teknik yüzyıllardır aynı şekilde sürdürülüyor. Makine veya dövme tabancası kullanılmıyor. Her şey insan gücüyle yapılıyor.

İkimiz de bu yöntemin ne kadar can acıtacağı konusunda oldukça meraklıyız. Ricardo’nun sırtına ilk iğneler batmaya başlayınca tahmininden az acıdığını belirtiyor. Keşişi izliyorum bir süre. Adeta meditasyon ciddiyetindeki bir odaklanma içinde. Her vuruş bir makine standartında. Senelerdir usta keşişlerden eğitim aldıklarını anlatıyorlar.

Bir süre sonra ben de tüm sorularımın cevabını almış olmanın verdiği rahatlıkla ve doğru an olduğunu hissederek ilk dövmemi burada yaptırma kararı veriyorum. Defterleri incelemeye başlıyorum. İlk dövmem olacağı için kendimle yüzde yüz bütünleşecek maneviyetta bir şeyin arayışındayım. Defterleri 3 tur inceliyorum. Bir desen beğeniyorum, kurşundan korunma duası çıkıyor. Bir başka deseni soruyorum, iş yerine müşteri çekmeye yarayan bir dua çıkıyor. Umutsuzluk içinde defterleri kapatıyorum. Hayat görüşüm nedeniyle, ömrüm boyu dini bir figürü vücumda taşıma fikrine ısınamıyorum.

Dövmelerin yapılış amacının insanları korumak ve ibadet olduğu için defter dışında zevk için dövme yapmadıklarını belirtiyorlar. Böyle bir deneyimi yaşayamayacağım için oldukça üzülüyorum. Bir yandan da sahiplenmeyeceğim bir şeyi vücudumda taşımak istemiyorum. Bu durumla ilgili ikilem ve mutsuzluğumu lüfere mesaj atıyorum. Cevap olarak harika desen fikri geliyor. İstediğim basitlikte ve isteyeceğim tüm anlamları karşılıyor.

Keşişlere defter dışına çıkmadıklarını bildiğimi ancak istediğim şeklin benim için önemli bir hikayesi olduğunu söylüyorum. Bir süre kararsız kalıyorlar. Hikayeyi detaylıca dinledikten sonra ustalarına anlatıyorlar. Tüm karizmasıyla gün boyunca evin bahçesinin köşesinde oturup kitap okuyan ve hayvanları izleyen usta bana dönüp, bir bakış atıyor ve kafasıyla onay veriyor. Dünyalar benim oluyor.

Bu esnada Ricardo’nun da dövmesi bir buçuk saatin sonunda tamamlanıyor. Sonrasında benim için hazırlıklara başlanıyor. Çubuk temizleniyor, yeni iğne açılıyor ve 360’ın yapımına başlanıyor. İlk iğne bacağıma değer değmez beklediğim acının çok daha azıyla karşılaşmak rahatlamamı sağlıyor. 

Yaklaşık 10 dakika sonunda bacağımda Budizm’de hayat tekeri anlamına gelen bir çemberim oluyor. Benim içinse yeni hayatımı, aldığım kararları, seçtiğim yolu, dünyayı ve kendimi tanımak için çıktığım yolculuğu temsil ediyor. Alkolle temizlendikten sonra dikkatle dövmeme bakıyorum. Kesinlikle mükemmel bir çember değil, kenarında ufak pürüzler var. Tam istediğim gibi. “Aynı yol ve hayat gibi” diye geçiyor içimden.

Keşişlere teşekkür ediyoruz. İğne ve mürekkep paralarını ödedikten sonra ben 5 Ricardo ise 20 dolar bahşiş veriyoruz. Keşişler teşekkür edip işimizin daha bitmediğini söylüyorlar. Ricardo ile şaşkınlık içinde birbirimize bakıyoruz. Bu esnada keşişlerin Khmerlere göre oldukça cüsseli olan ustaları oturduğu yerden kalkıp bize geliyor. Dövmelerimizi kutsayacaklarını söylüyor. Hemen sunak hazırlanıyor. Tütsüler ve mumlar yakılıyor. Benim dövmemde dua olmadığı için katılmamın isteğime bağlı olduğunu söylüyorlar. Fotoğraf çekebilmek için izlemeyi tercih ediyorum.

Usta keşiş dövme yaptırdığımız ahşap setin üzerindeki ufak bir yer masasının başına oturuyor. Önünde lotus çiçeklerinin yaprakları ve bir tas su var. Ricardo masanın diğer tarafına sırtı dönük oturuyor. Usta keşiş gözlerini kapatıp dua etmeye başlıyor. Bu esnada ince sazlardan yapılma ufak bir fırçayı su kabına batırıp Ricardo’nun sırtına su atarak hafifçe vurmaya başlıyor. Bir kaç dakika dua ettikten sonra su kabını kenara alıyor ve önüne lotus çiçeklerinin yapraklarını alıyor. Yine gözlerini kapatıp dua etmeye başlıyor. Bir süre sonra lotus yapraklarını Ricardo’nun dövmesine sürmeye başlıyor. Tüm yapraklar bitene kadar bu işlemi tekrarlıyor. Gözlerini açıyor ve Budist geleneklerine uygun olarak kendisini selamlıyoruz.

Evden çıktığımızda tuktuk bulmak için bir süre yürüyoruz. Aynı zamanda 12 saatten kısa bir sürede bir keşişle tanışıp ona dövme yaptırmaya karar verişimize gülüyoruz. Yeni yılın ilk gününün sonunda tuktukla hostele geri dönerken Ricardo bana dönüp “Yaşamak bu işte” diyor. Bacağımdaki yeni yıl hediyeme bakıp, “Aynen öyle, mutlu yıllar dostum” diyorum. 

Share

You May Also Like

One comment

  1. Okan M. ERDEM
    01/2016 at 11:28

    “Kesinle mükemmel bir çember değil, kenarında ufak pürüzler var. Tam istediğim gibi. “Aynı yol ve hayat gibi” diye geçiyor içimden.” ne çok hoşuma gitti bu bakış açısı..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *