, ,

İran’da bir suç hikayesi

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu yazı yabancı bir ülkede kısa bir suç işleme hikayesi anlatmaktadır. Yer alan tüm bilgiler kişisel gözlemler, sohbetler ve tecrübeler sonucu elde edilmiştir.

Dünyanın en şahane ülkelerinden biri olan İran, uygulanan dini kurallardan dolayı bir yasaklar ülkesi. Devlet tarafından dayatılan erkekler için şort giymek, kadınlar için erkeklere ait spor müsabakalarına girmek gibi saçma yasakların da olduğu uzunca bir yapılamazlar listesi mevcut. Bunlardan belki en bilineni alkollü içki üretimi ve tüketimiyle ilgili kural. İran’da alkollü içki üretmek ve tüketmek kesinlikle yasak. Sadece Ermeni azınlığın yıllık ufak bir kotası bulunuyor.

1979’daki İslam Devriminden önce özellikle şehirli kesimin oldukça liberal bir hayat sürdüğü ülkede mevzular devrimden sonra sert bir şekilde değişmiş. Ancak bu durum alkol üretim ve tüketiminin yok olmasına değil sadece yeraltına kaymasına neden olmuş. Çoğu insan evinde, bodrumunda kaçak içki üretmeye başlamış. Diğer yandan içki alışverişi karaborsaya düşmüş.

Bu yasak hali senelerdir bir şehir efsanesi olarak anlatılan İran’ın meşhur ev partilerini de doğurmuş. İnsanlar içki tüketmek için evlerde toplanır olmuş. Bar ve gece kulüpleri evlere taşınmış. Açıkçası bunun temelinde insanların sosyalleşme ihtiyacı yatıyor. Eğlenmeye, yeni insanlarla tanışmaya ve konukseverliğe çok önem veren İranlılar özellikle İranlı kadınlar gerçek kimliklerine ancak evlerde sahip olabiliyorlar. Takmaları zorunlu olan başörtülerini ve vücut hatlarını örtmesi için yine zorunlu olarak kullandıkları tunik veya uzun gömleklerinden kurtuluyorlar. Dilediklerince makyaj yapıp, rengarenk giyinebiliyorlar. Bir diğer sosyalleşme alanları ise şehirlerin dışındaki sota mesire yerleri. Buralar yine piknik niyetiyle gidilip içki tüketilebilen sosyalleşme alanları.

Peki bu kadar denetim ve polis kontrolüne rağmen nasıl içki tüketilebiliyor? Bu noktada tam bir danışıklı dövüş var. Sepah yani bildiğimiz adıyla Devrim Muhafızları bu işin İran’daki ilk halkası. Ülkeye giren içki ve diğer tüm kaçak şeyler onların kontrolünde. Amerikan ambargosuna rağmen ülkede bulunabilen Amerikan mallarının da kaynağı onlar. Yanlış anlaşılma olmasın böyle katırla veya ufak kayıklarla yapılan kaçakçılıktan bahsetmiyoruz. Misafir olduğum bir evde bidonla votka ikramından kaçakçılık miktarını anlayabilirsiniz. Sepah’ın kendine ait limanları, havaalanlarında gümrükleri falan bulunuyor. Sepah o kadar güçlü ki eski devlet başkanı Ahmedinejad bile Sepah kargolarının artık İran gümrüklerinden geçmesi gerektiğini söylemişti bir konuşmasında. Bir nevi devlet içinde devletten bahsediyoruz. Anlayacağınız Sepah bir yandan İslami kuralları denetlerken diğer yandan da karaborsadan muazzam paralar kazanıyor. Bir şişe viskinin fiyatı 80 dolardan başlarken, dünyada bilinen bira markalarından birinin şişesi 15 dolar civarından alınıp satılıyor. Bu nedenle ev yapımı biralar gençler arasında çok yaygın. Ülkede her yerde kolaylıkla bulunan alkolsüz biralar modifiye edilerek alkollü hale getiriliyor.

Ülkeye Sepah tarafından sokulan bu içkiler çeşitli şekillerde dağılıyor ve sonunda son satıcıların eline geliyor. Bu noktadan sonra ise alışveriş şöyle devam ediyor: Satıcıyı telefonla arıyorsunuz ve ne satın almak istediğinizi söylüyorsunuz. O da elinde olanları sayıyor. Ardından siparişinizi verip bir buluşma yeri belirliyorsunuz. Genelde bu otoparklar veya otoyol kenarları oluyor. Benim şahit olduğum alışveriş otoyol kenarında gerçekleşti mesela. Siparişleri verdiğimiz taksici dayı karşı şeritte arabası bozulmuş numarası yapıyordu. Biz de ona yardıma giden gençlerdik. Arabaya bakmak için kaputu açtık ve kaputun içerisinde parayı verip, bizim de tekel bayilerinin pek sevdiği siyah poşetimizi aldık.

Alışveriş yaptıktan sonra İranlı arkadaşlarıma yakalanırsak ne olacağını sordum. “Bir kaç gün hapis cezası alan var belki biraz da dayak” dediler. Beni, içine girdiğimiz hafif gergin maceradan dolayı pek keyifli gördüklerinde ise “ilk seferin diye muhtemelen böyle hissediyorsun ama sürekli bunu yaşamak istemezdin muhtemelen” diyerek de lafı soktular. Arabada müziğin sesini açıp, ellerimizde dünyanın en kötü votkalarıyla, suçlu vatandaşlar olarak, nikahsız yaşayan bir çiftin evindeki partiye doğru yol aldık.

*zorunlu arkası yarın notu: ev partisi kısmına ikinci yazıda değindim.

Share

You May Also Like

2 comments on “İran’da bir suç hikayesi

  1. Burcu Basar
    01/2017 at 05:43

    Sürekli duyduğumuz İran’da alkol kullanımı efsanesini sonunda ilk elden okuyabildim. Çok teşekkürler!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *