, ,

Kamboçya’da pelerinsiz bir süper kahraman – 39. Gün

Johannesburg-Doha-Saigon-Phnom Penh ve sonunda Asya. Uçaklarımın inip kalktığı şehir sayısı kadar öğün uçak yemeği sonunda ikinci kıtama varıyorum. Eskiden 2 saatlik uçuşta bile darlanan ben bir şekilde 20 saatin sonunda hala iyiyim. Sanırım Doha Havalanındaki çikolata yüklemesinden sonra vücudum hala endorfin basıyor.

Sıkıntısız bir vize alımı, çantanın banttan alımı ve sim kart değişikliği sonrası kendimi öğleden sonra dışarı atıyorum. Suratıma ilk çarpan rutubet değil, tuktuk sürücüleri. İstilacı karıncalar gibi üzerime atlıyorlar. Biriyle pazarlık edip içine atlıyorum. Yoldayken sürücü roketle ineklere atış yapılabilen bir tur satmaya çalışıyor. Eğer beni öyle bir yere götürürse inekler yerine kendisini vurmayı tercih edeceğimi belirtince neyse ki susuyor. Hostele gidiyorum. Biraz dinlenip keşfe çıkıyorum. Bir köşedeki sokak tezgahına çöküp pilav söylüyorum. “Bugün Asya’daki ilk günüm sokak yemeği ile başlamalıyım” diyorum kendi kendime. Ardından akşam oluyor. Güncel zaman süper kahramanı ve Türk seyyahlar için Phnom Penh muhtarı Aynebilim’in tüyosuyla kendimi bir anda şık bir barda buluyorum. Sahnede ise pianosuyla Selen Gülün var. 5 hafta boyunca Afrika’da telefon dışında Türkçe konuşmayan zihnim bir anda keyifli bir Türk grubu ve Türkçe canlı müzikle karşılaşınca affallayıp olayın gerçekliğini sorguluyor.

Ertesi gün Kızıl Khmerlerin dünyanın en büyük soykırımlarından birini gerçekleştirdikleri Ölüm Tarlarından birine gitmek için Ayn’ın yolu Asya’dan geçen seyyahlara dergah olan evinde buluşuyoruz. Eve girince gözlerime inanmıyorum masada kavurmalı yumurtadan beyaz peynire kahvaltılıklar var. Selen, Engin, ben, Ayn, Egemen, Özgür bir süre hiç konuşmadan masaya gömülüyoruz. Ayn sadece Kamboçyalı çocukların değil bizim de süper kahramanımız oluyor.

Ardından bir tuktuka atlayıp Ölüm Tarlalarına gidiyoruz. Tarlalarla ilgili çok fazla detay vermek istemiyorum ancak daha iyi bir hayat vaadiyle, ideolojik amaçlarla böyle bir katliamın tarihte yaşanmış olması bile insanlık tarihi açısından yeterince utanç verici. Selen ve Engin’le darmadağın bir şekilde tarlalardan çıkıyoruz. Dinlediğimiz hikayeler kanımızı dondurmuş durumda. İnsanların bu kadar köteleşebilmesini kabul edemiyoruz belki de.

Yolun 20 metre kaşısına geçiyoruz. Ayn bizi orada bekliyor. Bir anda tüm ruhumuzu sarmış karamsarlık ve umutsuzluktan sıyrılıyoruz. Bir anda çevremizi onlarca çocuk sarıyor. Aynebilim’in tek yön uçak biletiyle gelip kurduğu aşevinin çocukları onlar. “Mucizelere inanmak için dev bir neden” diyorum. “Süper kahraman olmak için uçmaya gerek yok” diye ekliyorum. Ayn burada Phnom Penh’in 40 dakika dışında bir köy için 300 kişiye her gün yemek pişiriyor. Ardından aşevi için gelen yardımların miktarı artınca kafasında bir fikir oluşuyor. Fakirlik içindeki köye sabit bir gelir oluşturmak ve aynı zamanda Ölüm Tarlalarından çıkan umutsuz insanlara umut aşılamak için “Yaşam Tarlaları” projesine başlıyor. Önce kendi cebinden, kısmen de gelen yardımlarla yeni bir arazi kiralıyor, üzerine atölyeler, bir kafe, aşevi, çocuklar için sınıfların bulunacağı bir tesis inşa ettiriyor. 

Kamboçya şartlarına bakınca yaptığı şeyin imkansızlığını ve güzelliğini akıl almıyor. Çölde bir vaha oluşturmaktan farksız yaptığı. Yaşam Tarlaları’nın çocuklarıyla oynayarak tüm günü tamamlıyoruz. Aşevinin hemen yakınına kurulmuş uyduruk lunaparka çocukları bırakıp, aklımızda onların sonsuz bir mutlulukla gülen yüzleriyle şehre geri dönüyoruz. Dönüş yolunda iyilik ve mutluluk kavramlarını düşünüyorum. Nelerden mutlu oluyoruz veya bizi nelerin mutlu edeceğini sanıyoruz acaba insanoğlu olarak?

Phnom Penh’e sadece Yaşam Tarlaları’nı ziyaret etmek için bile gelebilirsiniz. Kalbi kocaman olan bu kadın hepinizi çocukken inandığınız gerçek süper kahramanlara ve mucizelere tekrar inandıracaktır. Benim adıma huzurlu, koşturmasız ve güzel bir Uzak Doğu adaptasyonu oldu. Sanırım artık yeni bir kıtanın keşfine hazırım.

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *