,

Balinalarla Yüzmek – 29. Gün

Deniz yaşamı çocukluğumdan beri ilgimi çekti. Köpekbalıklarıysa hayatımda her zaman ilgilendiğim, üzerine okuyup izlediğim bir konu oldu. Belgesellerdeki köpekbalığı araştırmacılarına hep gıptayla baktım. Puanı yüksek, tempolu bir gerilim filmi lezzetinde başlayan Mozambik yolculuğumun da temel nedenlerinden biri bu meraktı. Bu defa 3 sene önce Güney Afrika’da yaptığım gibi büyük beyazların peşinde değildim. Dünyanın en büyük köpekbalığı türü olan balina köpekbalıklarını görmek istiyordum.

Bu nedenle Maputo’dan sabahın 5’inde kalkan ufacık bir minibüsle 8 saat boyunca ufak bir balıkçı köyü olan Tofu’ya doğru yol aldım. Yolda uyuma hayallerimse minibüsün dolu olması ve koridora tabureden bozma bir koltuğa oturmamla son buldu. Böyle durumlarda yolun insanda tespih gibi bir etkisi oluyor. Gittiğiniz her kilometre tespihin boncukları gibi sabrınızı kuvvetlendiriyor.

Mozambik’te karayolu yolculuğunda pek mola falan verilmiyor. Ancak minibüsün benzini biterse o benzin alana kadar temel ihtiyaçlar bir benzincide gideriliyor. Bu nedenle yolcu indirip bindirmek için durulan her yerde minibüsün açılan camlarına tüm satıcılar yapışıp, ellerindeki malları uzatıp onları yolculara satmaya çalışıyorlar.

Rahatsız bir koltukta, yarı uykulu olarak geçirilen dokuz saat sonunda Tofu’ya varıyorum. Uzun bir kumsal boyunca uzanan köydeki hostelime yerleşiyorum. Kısa bir dinlenme sonrası hemen bir dalış merkezine gidip balina köpekbalıkları turuyla ilgili kayıt yaptırmaya çalışıyorum. Merkeze gittiğimde bugün tura çıkılamadığını, hava böyle olursa yarın da yapılamayacağını söylüyorlar. Benimse tek günüm var. Ertesi sabah gelip hava durumuna göre yapılıp yapılamayacağını söyleyebileceklerini belirtiyorlar. Moralim bozuk bir şekilde hostele dönüyorum.

Köyde biraz dolaşıyorum. Önemli bir dalış merkezi olması dışında köyün temel geçim kaynağı balıkçılık. Pazarda tahta tezgahlarda hayatımda görmediğim kırmızı, mavi acayip balıklar var. İnsanlar bir sahil köyüne yakışır biçimde yavaş hareket ediyorlar. Afrika saati denilen şey en iyi şekilde burada gözlemleniyor. Yemek siparişi veriyorum. Izgara kerevitlerim 50 dakika sonra geliyor. Kimsenin acelesi yok, herkes anın keyfini çıkartıyor.

Günlerin yorgunluğu, yaptığım konforlu(!) yolculukla birleşince gün ışığı Tofu’yu terkettikten biraz sonra uykum geliyor. Sıtma riskinden dolayı her yatakta bulunan cibinlikle biraz cebelleşip, uykuya dalıyorum. Sabah erkenden zıplıyorum. İlk baktığım şey hava durumu oluyor. Deniz düz, güneş tepede, havada bulut yok. “O balinalarla yüzülecek, bu kadar çile boşa çekilmedi” diyorum kendime. Sabah 8’de dalış merkezinin kapısındayım. Görevliyle konuşuyorum, turun yapılacağını teyit ediyorum. Hemen kayıt yaptırıp, keyifle kahvaltı etmeye gidiyorum. Mozambik’le aramız düzelmeye başlıyor galiba.

Kahvaltı sonrası dalış merkezine gidiyorum. Balina köpekbalıklarıyla yüzmek için şnorkel kullanabilmek yeterli. Önce paletleri seçiyorum. Ardındansa kısa bir eğitim alıyoruz. Boyları 20 metreye ulaşabilen, tonlarca büyüklükteki bu hayvanlarla karşılaştığımızda neler yapmamız ve neler yapmamamız gerektiği ile ilgili maddeleri rehberimiz uzun uzun sıralıyor. Dokunmak, önünü kesmek kesinlikle yasak. Yanında veya üzerinden usul usul yüzmemiz gerekiyor.

Eğitim sonrası bota atlıyoruz. Dalgalar üzerinde zıplaya zıplaya ilerliyoruz. Adeta bir eğlence trenindeyiz. Biraz açıldıktan sonra dalgalar normalleşiyor ve yola devam ediyoruz. Teknenin önünde rehberimiz var. Tüm denizi tarayarak balinalardan bir iz arıyor ama dakikalar geçmesine rağmen hiç bir işaret bulamıyoruz. Neredeyse yarım saat sonunda elimizde hiçbir şey yok. Açıkçası keyfimiz kaçmaya başlıyor. Elbette doğayla ilgili hiçbir şeyin garantisi yok ama insan eli boş dönmek de istemiyor.

Tam bu moral bozukluğu başlangıcında rehberimiz gözlükleri takmamızı söylüyor. Hemen hazırlanıyoruz. Okyanusun ortasındayız. Rehberimiz işareti veriyor ve suya dalıyoruz. Sağa sola bakıyorum gelen giden yok. Bir süre yüzüyorum ancak hiç iz yok. Bota geri çıkıyoruz. Ekipten insanlar çok kısa bir süre gördüklerini ve sonra balinanın daldığını söylüyorlar. “Sanırım iyi günümde değilim, bugün olmayacak herhalde” diyorum kendime.

Bot hareket etmeye başlıyor. Belki başka balinalar buluruz umuduyla rehberimiz denizi taramaya devam ediyor. Tofu civarında 300 adet balina köpekbalığı yaşadığı tahmin ediliyormuş. Bir süre daha denizde ilerliyoruz. Ardından rehberimiz hızla hazırlanmamızı söylüyor. Hiçbir şey görememenin etkisiyle suya dalan ilk ben oluyorum.

Dipsiz bir mavilik içerisinde karşımda bana doğru yüzen devle o anda karşılaşıyorum. Maputo’dan geldiğim minibüsün yaklaşık bir buçuk, iki katı uzunluğunda. Tüm cüssesine rağmen suyun içerisinde ipek kadar yumuşak hareket ediyor. Heyecandan elim ayağım titriyor. Karşımdaki canlının gerçekliğine inanamıyorum. Üzerindeki beneklerle kısmen bir kaplanı andırıyor.

Usulca bana yaklaşıp altımdan yüzmeye devam ediyor. Büyülenmiş bir şekilde geçişini izliyorum. Üzerinde vücudunu temizleyen iki ufak köpekbalığı daha var. Bir süre yüzeyden kendisini takip ediyorum. Ardından yavaşça dalmaya başlıyor. Dev cüssesi önce bir gölge halini alıp ardından derinlikte kayboluyor.

Suratımda kocaman bir gülümsemeyle bota çıkıyorum. Sonunda başardım diyorum kendime. Bir yandan da yaşadığım anın gerçekliğini sorguluyorum kafamdan. Bu esnada bot hareket etmeye başlıyor. Başka bir balinanın peşine düşüyoruz. Kısa bir süre sonra tekrar durup suya dalıyoruz. Bu defa balina daha derinde. Yüzeyden takip ediyoruz. Ağır iş makinası izleyen amcalar gibi nefessiz izliyorum. Neredeyse beş dakika beraber yüzüyoruz. Ardından o da derinliklere karışıyor.

Artık dönüş vakti. Bot yeniden Tofu sahiline doğru harekete geçiyor. Benimse yüzümde kolay kolay silinmeyecek bir gülümseme kalıyor. Mozambik kendini güzel affettiriyor.

Share

You May Also Like

One comment

  1. Gezi Tozu Burcu
    12/2015 at 16:08

    Tayland Koh Phangan Adası’ndan SAIL ROCK noktasına Scuba dalış yapmıştık 2013’te.
    Milyonlarca küçük balık ve bir balina köpek balığı ile dalışta kendimi zevkten kaybedip, vurgun yemediğime şükrediyorum 🙂
    Balina köpek balığı bizle oyun oynamıştı resmen. Bir sağa bir sola gidip, dalgıçların arasından geçip, poz verdi bize kerata.
    Bu adada yapılacaklar listesine; Full Moon Party dışında Scuba dalışı da not al derim.
    FYI

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *