,

Siquijor Şifahanesi – 121. Gün

Feribottan iner inmez rengine bakıp, inanmayıp, gözlüğü çıkartmama neden olan bir sahille karşılıyor beni, adını sadece bir gün önce öğrendiğim Siquijor adası. Bohol’da Murat’la nereye gitsek acaba konuşmaları yaparken “Böyle bir yer varmış; çok övdüler Cebu’daki hostelde” diye ortaya attığı ve konuşmanın ertesi sabahı kendimizi feribotta bulduğumuz ada, daha ilk dakikadan olumlu puanları topluyor.

İner inmez zaman kaybetmeden bir motor kiralıyoruz. Sırt çantalarını ayarlayıp düşüyoruz yola. Adanın en meşhur hosteli JJ’de soluğu alıyoruz. Feribottan inen ne kadar sırt çantalı varsa bizden 2-3 dakika sonra motorlar ve tricycle taksilerle hostelin önünde beliriyor. Resepsiyondaki kadın bizi görür görmez yatak yok cevabını veriyor. Feribottayken alternatif olsun diye bulduğum yakındaki diğer hostel olan Casa Miranda’ya gidiyoruz. Derdimiz diğer sırt çantalılar doldurmadan San Juan sahilindeki hostellerde bir yatak bulabilmek.

Birkaç yüz metre ilerideki hostele varır varmaz burası diyorum. Kumsala uzanan palmiye ağaçları, denize sıfır masalar, neredeyse denizin üzerindeki hamaklara bakakalıyorum. Bizden 1 dakika önce gelen iki kız iki kişilik odayı kaptıkları için neredeyse aynı paraya dorm odada iki yatak ayarlıyoruz. Bir süre sonra diğer sırt çantalıların gelişiyle oda hemen doluyor.

Çantaları bırakıp hemen aşağı inip, Muratla hamaklara kuruluyoruz. 2 gün dolaşır kaçarız dediğimiz Siquijor’dan kolay kolay ayrılamayacağımı kolayca anlıyorum. Bir süre takıldıktan sonra adanın diğer tarafındaki şelaleye gitmek için motora atlıyoruz. Ufak köyler arasından geçip Lazi Şelalesi’ne varıyoruz.

Şelalenin aslında 3 katı var. Kısa bir yürüyüşle kimsenin olmadığı üçüncüye varıyoruz. Orada biraz yüzdükten sonra ilk kata geri dönüyoruz. Burada köylülerin bir ağaca astığı ipe tutunup maymun atalarımıza selam edercesine defalarca suya atlıyoruz. Herkes tarafından pek övülen San Juan sahilindeki gün batımını yakalamak için güneş aşağı inerken geri dönüşe geçiyoruz.

A video posted by Kerimcan Akduman (@kcakduman) on

Kalamasak da pek eğlenceli olduğunu öğrendiğimiz JJ’in barında gün batımını izlemeye karar veriyoruz. Murat milletle sohbet ederken ben antibiyotiğimin bitişini kutlamak için buz gibi bir birayla toz kumlarda yürümeye başlıyorum. Bir süre sonra JJ’in önündeki kalabalık masaya dönüp muhabbete iştirak ediyorum.

İçilen biralar bir süre sonra Filipinlerin ulusal içkisi roma dönüşüyor. Müzik sesi artıyor, kadehlerin bitişleri hızlanıyor. Farklı milletten insanlar bu ufacık Pasifik adasında, dünyanın yanan kısımlarından çok uzakta, modern dünyanın rendelediği ruhlarımızı dezenfekte edip iyileştirmeye çalışıyoruz.

İçilen romlar ve ilk günün yol yorgunluğu sonucu ertesi sabah geç bir kalkış ve uzun bir kahvaltı ile güne başlıyoruz. Casa Miranda’nın manzarası o kadar keyifli ki kahvaltıyı bitirmemek için adeta yavaş çekim yiyoruz. Her şeyin sonu olduğu gibi kahvaltı da bitiyor ve öğlen motora atlayıp doğru yola düşüyoruz.

Hedef adanın etrafını dönerek, önceden belirlediğimiz yerleri görmek. Tepeydi, kumsaldı, kayalıktı derken şahane köyler arasından geçerek adanın tüm görülmesi gereken yerlerini tamamlıyoruz. Bu sefer günü evimizde batırmaya karar veriyoruz ve dönüp hamaklara uzanıyoruz.

Ertesi gün Murat vakti daraldığı için öğle feribotuyla adadan ayrılıyor. Bense Casa Miranda’yı o kadar seviyorum ki kalışımı uzatmaya karar veriyorum. 2 gün diye geldiğim adada ucu açık bir şekilde kalmaya başlıyorum.

Günler günleri kovalıyor. Hostelin harika ortamı bana ilham oluyor. Uzun zamandır kaybettiğim yazma dürtümü yeniden kazanıyorum. Motor kullanamadığım için uzun yürüyüşler yapıyorum. Casa Miranda’nın günlük çıkan şahane yemeklerinin tadını çıkartıyorum. Çalışanlarla sohbet ediyorum. Her akşam adeta bir tören eşliğinde güneşi batırıp yaşadığım bir günü daha kutluyorum.

Böyle bir hayatın içindeyken bir akşam gelen kutuma bir e-posta düşüyor. 16 Eylül 2013’de bugün bana yollanılmak üzere yazılmış bir mektup. Tam olarak bugünü anlatıyor. İstifa edişim, yola çıkışım, içinde bulunduğum ruh halimin hepsi mektupta yer alıyor. İçinde geçen kelimelerden, yola çıkmama neden olan adamdan geldiğini anlıyorum. Ona asla cevap veremeyecek olmam göğsüme bir yumrunun oturmasına neden oluyor. Mektubun sonunda istendiği gibi boktan bir bara gidip bir bira söylüyorum ve kadehimi gökyüzüne kaldırıyorum.

Gelmeden bir gün önce adını öğrendiğim, 2 gün diye başlayıp 6 günle biten, bana yeniden yazdıran, çok özlediğim ve bir daha göremeyeceğim bir adamdan haber aldıran Siquijor adasından ayrılırken elimdeki rehberden adanın şifacılık konusunda ünlü olduğunu okuduğumu hatırlıyorum. Feribotum iskeleden ayrılırken geçirdiğim günler sonunda rehberimin ne kadar haklı olduğunu düşünüp gülümsüyorum.

Share

You May Also Like

6 comments on “Siquijor Şifahanesi – 121. Gün

  1. Onur
    05/2016 at 13:33

    Ne garip senin hayalini başka birinin gerçekleştiriyor olmasını izlemek. İnan günde 2 kez hiç aksatmadan yazı var mı diye bakıyorum. Benim buradaki sıkıcı hayatımda soluk aldığım nadir sitelerden birinin yazarısın. Senden daha çok yazmanı, daha çok fotoğraf eklemeni istiyorum. Biraz daha fazla mutlu et be bizi! KIB kardeşim.

  2. deniz ö.
    06/2016 at 00:33

    ağladım lan. ay lav yu.

  3. Ali
    07/2017 at 00:35

    Resimler bir harika inanilir gibi degil. Resmen cennet gibi bit yer. Super egzotik ve tropik bir yer. Tek kelimeyle mukemmel.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *