, ,

Tiflis

NEDİR NE DEĞİLDİR

Güney Kafkasya’daki belki de en yalnız ülke Gürcistan’ın Avrupalı başkenti Tiflis, bulunduğu coğrafyanın neredeyse tüm karakteristik özeliklerini taşıyor. Mesafeli bir tanışmadan sonra bir anda can ciğer kuzu sarması olanlar gibi ne ara muhabbeti koyulaştırdığınızı anlayamıyorsunuz.

Çevresinde bulunan büyük medeniyetlerin geçiş yolları üzerinde olması nedeniyle Gürcistan, tarih boyunca tam tabiriyle gelenin gidenin vurduğu bir ülke olmuş. Tarihte Hıristiyanlığı kabul eden ilk devletlerden biri olan Gürcistan’ın, tarihinin en parlak dönemini 12. yüzyılda Kraliçe Tamar döneminde yaşadığını söylersek herhalde durumun vahameti biraz daha anlaşılmış olur. İzleyen dönemlerde doğudan, batıdan ve güneyden gelen çeşitli akınlarla uğraşan Gürcüler 19. yüzyıl itibariyle Rusya Çarlığı yönetimin altına girmişler. Ardından SSCB dönemini yaşamışlar. 1991’de de Sovyetler Birliği’nden kopan son devlet olarak bağımsızlıklarını kazanmışlar.

Ancak “bağımsızlıklarını kazanmışlar” kavramı bizim tam anladığımız şekilde geçerli olmuyor bu coğrafyada. Kuzey komşuları Rusya, arka bahçesi olan Kafkasya’yı hiçbir zaman başıboş bırakmak niyetinde değil. Bu nedenle Gürcistan büyük abisinin her daim gölgesi altında yaşıyor. Özellikle Gül Devrimi sonrasında başlayan Mihail Saakaşvili döneminde Gürcistan’ın Avrupa ve Amerika’ya yancılık yapması Rusya’nın çok hoşuna giden bir durum değil. Zaten Gürcistan’ın en önemli iç sorunları (ki ne kadar iç sorun olduğu tartışılır) olan Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığı konusunda da Rusya’nın tutumu, bu büyük kontrolü kaybetmemek üzerine belirleniyor. Hatta 2008’de yaşanan ve canlı yayında Saakaşvili’ye kravat yedirten Güney Osetya Savaşı adeta büyük bir abinin küçük kardeşinin ensesine vurarak elinden oyuncağını almasına benziyor.

Yaklaşık bir milyon kişinin yaşadığı Tiflis, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel anlamda Gürcistan’ın her şeyi. Zaten ülkedeki dört kişiden biri şehirde yaşıyor. Bu büyük sorumluluk ve yüke rağmen şehir oldukça sakin ve düzenli. Orta Avrupa şehirlerini andıran kent Sovyet döneminden kendisine kalan en önemli miraslardan birine güçlü bir şekilde sahip çıkıyor. Sovyetlerin kültür merkezlerinden biri olan Tiflis, günümüzde de aktif sanat hayatını ekonomik şartlara rağmen sürdürüyor. Şehirde ekonomik şartlara rağmen hala tiyatro oyunları kapalı gişe oynuyor, şehrin birçok yerinde çok güzel heykeller göze çarpıyor. Gürcüler de yaşadıklarını hazmetmiş ve oldukça olgun insanlar, fakir-zengin her türlü insan birbirine oldukça saygılı davranıyor. Genel özellikleri ilişkilerine soğuk ve mesafeli başlayıp, konuksever ve oldukça sevecen devam etmeleri. Diğer yandan yaşadıkları olaylar nedeniyle tarihteki günlerini özlemle anıyorlar. Hatta halkın geneline içinde bulundukları durum nedeniyle biraz mutsuz bir hava hâkim.

Ülkenin iktisadi durumu ise pek iç açıcı değil. Komşularında bol miktarda olmasına rağmen kendi topraklarında doğalgaz veya petrol gibi doğal kaynaklar bulunmayan Gürcistan büyük bir enflasyon sorunu da yaşıyor. Maaşların düşüklüğünden dolayı devlette çalışacak insan bulmakta zorlanan ülke, dışarıya da büyük beyin göçü veriyor. Kadınlarsa iktisadi hayatta çok etkinler. Her alanda çalışan kadın görebiliyorsunuz. Endüstriyel faaliyetlerin de oldukça az olduğu Gürcistan’ın temel gelir kaynakları tarım, turizm ve dünyaca ünlü şarapları. Ancak Güney Osetya Savaşıyla yediği ambargo sayesinde en büyük şarap alıcısı Rusya’yı da kaybettiğinden ülkedeki şarap en düstrisi de büyük sıkıntı yaşıyormuş. Ancak tüm bu sorunlara rağmen Gürcistan gelecekten umutlu. Özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ve Kars-Tiflis-Bakü demir yolu hattının ülke ekonomisine büyük canlılık getireceği düşünülüyor. Diğer yandan bu büyük yatırımların Gürcistan’ı da kapsaması ülkenin istikrarının sağlanması için bir avantaj olarak algılanıyor.

Tüm siyasal ve iktisadi sorunlarına rağmen Gürcüler kendilerini Avrupalı olarak konumlandırıyorlar. Bu durum özellikle komşularını küçümsemelerine hatta kısmen düşmanlıklara neden oluyor. Yaşadıkları bölgedeki en entelektüel, en zeki ve en medeni halkın kendileri olduğunu düşünüyorlar. Dini konularda Ermenilerden, entelektüel konularda da Azerilerden üstün olduklarını iddia ediyorlar. Sovyetler döneminde siyasal nedenlerden dolayı çok fazla görülmese bile, Sovyetlerin çöküşüyle, Hıristiyanlık, Gürcü toplumunun en çok sahip çıktığı özelliklerinden bir tanesi.

Tiflis gece hayatı konusunda çok fazla seçenek sunmuyor ziyaretçilerine. Şehir merkezinde çok güzel canlı caz müzik dinlenebilecek uygun fiyatlı mekânlar mevcut. Caz yapan ufak grupların üyelerinin bazılarının konservatuar hocaları olması ise biraz iç burkan bir ayrıntı. Yine şehir merkezinde güzel bar ve publar da var. Şehir genel olarak güvenli. Tiflis sakin bir şehir olduğu için çok büyük sorunlar yaşanmıyor. Şehir neredeyse tamamen yürünerek dolaşılacak büyüklükte. Sadece bir ucundan diğer ucuna giderken bir araca ihtiyaç duyabilirsiniz. İstanbul ile kıyaslandığında ucuz olan şehir de en dikkat çekici fiyatlara da taksiler sahip. Toplu taşımanın her eski Soyvet ülkesinde olduğu gibi gelişmiş olmasına rağmen taksiler aşırı ucuzlar. Bu nedenle çengelli iğnelere benzeyen harflerden oluşan Gürcü alfabesini çözüp, doğru otobüsü bulana kadar en iyisi bir taksi tutun. Şehir içi kısa ve orta mesafelerde 3-4 Gel, uzun mesafelerde de 8-10 Gel’den fazla ödemeyin.

GEZSEK GÖRSEK

Mtkvari Nehri’nin ikiye böldüğü Tiflis’i eski şehir merkezinden gezmeye başlayabilirsiniz. Eski Tiflis’in merkezi ve zamanında en hareketli pazarının kurulduğu Gorgasalis Meydanı’a geldiğinizde Metekhi Köprüsü’nü göreceksiniz. Köprüden nehrin diğer tarafına geçtiğinizde sağınızda Tiflis’in sembolü olan Metekhi Kilisesi ve onun bahçesindeki görkemli ata binmiş haldeki Kral Vakhtang Gorgasali heykelini göreceksiniz. Beşinci yüzyıla dayanan tarihiyle kilise ve çevresi Tiflis’teki en eski yerleşim alanı olarak kabul edilmekte. Buna rağmen nehrin Metekhi Kilisesi’nin bulunduğu tarafında görülmeye değer pek bir şey bulunmuyor.

Tekrar nehrin karşısına geçtiğinizde Gorgasalis Meydanı’ndan Narikala Kalesi’ne doğru yürümeye başlayabilirsiniz. Yukarı çıkarken St. George Ermeni Katedralini de ziyaret edin. Dikkat çekici tavan işlemeleriyle bakımsız olsa da katedral olduka güzel. Sadece dış duvarları duran kalenin içerisinde ayakta kalabilmiş tek yapı Aziz Nikolas Kilisesi. Özellikle kilisenin duvarlarına tırmanıp Tiflis ve Mtkvari Nehri manzarasını kaçırmayın. Kiliseden sonra yürüyüş yolunu takip ederek tepeye tırmanmaya devam edin ve şehrin her yerinden görülebilen Kartlis Deda heykeline ulaşın. Bu heykel belki de Gürcüleri anlatan en önemli olan sembol olduğu için şehrin her yerinden görüşebilecek bir konuma sahip. Bir elinde kılıç diğer elinde de şarap kadehi tutan bir kadının olduğu heykelde aslında anlatılmak istenen Gürcülerin düşmanlarına karşı kılıçla sonsuz bir direniş göstereceği ve dostlarına karşı şarapla tükenmez bir misafirperverlik sunacağıymış.

Heykel sonrası istikametinizi yürüyüş yolu üzerinden aşağı inmeye çevirebilir ve yolun sonunda tipik Tiflis evlerinin bulunduğu Sololaki semtine varabilirsiniz. Burada sokak aralarına girip çok ender de olsa restore edilmiş görkemli Tiflis evlerini görebilirsiniz. Eski Tiflis’in ara sokaklarından yürüyerek Gorgasalis Meydanı geri geldikten sonra bu defa Tavisuplebis Meydanı’na doğru ilerleyin. Tavisublebis yani Özgürlük Meydanı aslına Gürcistan yakın tarihindeki en önemli meydan. Gürcistan’ın bağımsızlığına kadar Lenin Meydanı olan mekân bağımsızlıkla birlikte “Özgürlük” adını almış ve 1990 yılında ülkede bulunan son Lenin heykeli de yıkılıp yerine Gürcülerin dini sembolü St. George heykeli konulmuş. Öte yandan Özgürlük Meydanı Gül Devrimi’nde de protestocuların parlamentoyu basmadan önce toplanıp harekete geçtikleri alan olarak biliniyor. Meydanda bulunan Güzel Sanatlar Müzesi kesinlikle kaçırılmayacak bir durak. Müzenin kendiniz gezebileceğiniz bölümünde çok fazla eser bulunmamakla birlikte rehber eşliğinde gezilmesi zorunlu olan hazine bölümü muhteşem eserler barındırıyor. Kraliçe Tamar’ın tesadüf üzerine bulunan zümrüt, yakut ve incilerle süslü haçı gibi Gürcistan, Azerbeycan ve Türkiye’nin doğusunda bulunup, Tiflis’e getirilmiş Gürcü kültürünün en değerli parçaları burada saklanıyor ve sergileniyor.

Müzeden çıktığınızda modern Tiflis’in atar damarını oluşturan Rustaveli Gamziri yani Rustaveli Bulvarı’nı arşınlamaya başlayabilirsiniz. 1,5 Km uzunluğundaki bulvar, üzerinde bulunan binalar ile 19. yüzyıl Gürcü ve Rus mimarisini en güzel örneklerini sunuyor. Bulvarda biraz ilerledikten sonra sağ tarafınızda Gürcistan Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Kronolojik olarak Gürcistan tarihini inceleyebileceğiniz bu müzeden çıkıp bulvarda biraz daha ilerlediğinizde solunuzdaki görkemli bina meşhur Parlamento binası olacak. Gül Devrimi’nin zihinlere kazınan görüntülerinin yaşandığı binanın hemen karşısında ise tipik Gürcü mimarisi örneği olan Kashveti Kilisesi bulunmakta. Pagan döneme ait sembollerin de bulunduğu kilise oldukça ilgi çekici. Rustaveli Bulvarının en dikkat çeken binaları ise Rustaveli Milli Tiyatrosu ve Paliashvili Operası. 19. Yüzyıldan beri Tiflis’in en önemli kültürel merkezleri olan binalar halen bu görevi başarıyla sürdürüyorlar. Hiçbir trafik ışığının bulunmadığı bulvarda yayalar için çok kısa mesafelerle alt geçitler bulunuyor. Bu sayede bulvarın en yoğun saatlerde bile oldukça akıcı bir trafiği var. Diğer yandan bulvar üzerinde bulunan çoğu binanın, bulvar üzerinde geçitlerle ulaşılan avluları var. Bu avlulardan belki de en güzeli olan ve Prospero Kitapçısıyla Caliban Kafe’nin yer aldığı avlu mutlaka soluklanmak için uğranılması gereken bir adres. Parlamento binasının sırasında bulunan avludaki kitapçıda Gürcistan ve Kafkasya ile ilgili ilginç kitaplar bulabilirsiniz.

Bulvarın sonuna geldiğinizi geniş bir meydana çıktığınızda anlayacaksınız. Biraz daha ilerlediğinizde ise meydana ve bulvara isimini veren büyük Gürcü şair Rustaveli’nin heykelini göreceksiniz. Hemen yakında bulunan Vere Parkı’nda da vakit geçirebilirsiniz. Rustaveli Meydanı’ndan ileride ise şehrin üniversite semti olan Vake bulunuyor. Özellikle semtin diğer ucunda kalan Vake Parkı uçsuz bucaksız bir park. Gençlerin yoğun olduğu Vake, kentteki yabancıların da yaşamayı tercih ettiği bir bölge.

Mtkvari Nehri’nin kıyısında bulunan 9 Mart Parkı ve Dedaena Parkı arasındaki köprüde, sadece güzel havalarda kurulan bitpazarını da sakın kaçırmayın. 2. el Rus kristalleri, Sovyet Ordusu’ndan kalma malzemeler, 60-70 yıllık körüklü fotoğraf makineleri, antika gümüş yemek takımları hatta hırdavat eşyalarının bile bulunabildiği sevimli pazarın bir bölümünde ise birçok ressam eserlerini sergileyip satıyorlar.

Şehrin sırtını dayadığı Mtatsminda Dağı’nın eteklerine kurulmuş eğlence parkı, şehirden kaçmak için iyi bir alternatif olabilir. Televizyon kulesinin de bulunduğu eğlence parkında hem şehir manzarasını izleyebilir hem de orman içindeki aletlerde oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Diğer yandan şehir merkezinden parka ulaşmak için taksi alternatifini kullanacaksanız 10 Gel’den fazla ücret ödemeyin.

YESEK İÇSEK

Gürcü mutfağı genelde et ve hamur işlerine dayanıyor. Bulundukları coğrafya nedeniyle böyle bir beslenme düzeni kaçınılmaz olmuş. Hinkal adı verilen mantı denebilir. Sadece etli değil. Mantar, patates veya peynirli versiyonları da mevcut. Diğer yandan haçapuri denilen pide de oldukça lezzetli. Diğer yandan mantarla ile yapılan yemekler de çok başarılı. Çok farklı türde mantarların yetiştiği Gürcistan, bu hazineyi çok başarılı kullanıyor. Öte yandan et yemeklerine kullandıkları erikli soslar da çok başarılı. Rustaveli Meydanından Vake’ye ilerledikten sonra göreceğiniz Filarmoni binasının az ilerisindeki sokaklardan birinde bulunan El Depo hinkal yemek için güzel bir adres. Gorgasalis Meydanı’nda bulunan Shardenis Sokağı’nda bulunan 12 Rue Chardin ise güzel bir akşam yemeği için keyifli bir adres. Özellikle mantar çorbası mutlaka denenmeli. Ana yemeklerde standardın oldukça üzerinde. Akşam 9 civarlarında başlayan canlı caz müziği ise yemeğin cilasını atıyor. Gorgasalis Meydanı’ndan Tavisuplebis Meydanı’na yürüdüğünüz yolda sağınızda kalacak olan 2. Erekle Sokağında bulunan Cafe Kala ise hem yerel Gürcü yemeklerini hem uluslar arası yemekleri çok keyifli bir atmosferde sunuyor. Burada da saat 9’dan sonra muhteşem bir caz performansıyla karşılaşabilirsiniz.

Şaraplar konusunda Gürcistan oldukça zengin bir seçkiye sahip. Denk gelir ve ev yapımı şaraplardan bulma şansınız olursa mutlaka tadına bakın. Teliani Valley marka şaraplar fikir edinmek için fena sayılmazlar. Beyaz şarap severler için bu markanın Tsinandali Aged in Oak’ı; kırmızı severler içinse Teliani ve Saperavi güzel bir alternatifler olacaktır. Bununla birlikte Gürcistan’ın en önemli iki bira markası Kazbegi ve Natakhtari’nin tadına bakılmalı. Özellikle Kazbegi oldukça kolay içimi olan, lezzetli bir bira. Gürcistan’ın en önemli ihracat kalemlerinden biri olan Borjomi maden suyunu da unutmamak gerekir. Ancak tadının bizim alıştığımız maden sularına göre oldukça tuzlu olduğunu söylemek lazım.

YATSAK UYUSAK

Tiflis konaklama imkânları olarak çok gelişmiş bir kent değil. Şehirde ya çok pahalı oteller veya pansiyon türü ufak işletmeler bulunuyor. Diğer yandan internette biraz araştırma yaparak Gürcü ailelerin yanlarında çok uygun fiyatlara da kalabilirsiniz. Ufak bir aile pansiyonu olan Hotel Dzveli Ubani hem fiyat-konfor hem de konum olarak bence şehirdeki iyi alternatiflerden biri. Hatta fiyatları bütçenizi aştığında resepsiyondakilere durumu anlattığınızda sizi tanıdıkları yakın bir eve götürüp daha uygun fiyatlara yatak bulmanızı bile sağlıyorlar. Diğer yandan Hotel Charm’da şehirdeki kullanılabilir alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.

Tiflis Top5 List

1- Bitpazarı

2- Rustaveli Bulvarı

3- Sololaki ve Eski Şehir

4- Mtatsminda Parkı

5- Prospero Kitapçısı / 12 / Cafe Kala

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *