,

Yola Çıkmak

Evde çantama koyacaklarımı istiflediğim tepeye bakıyorum. Kafamın bir köşesinde karşımdaki dev belirsizlik dağından dolayı vazgeçme dürtüsü yanıp sönüyor. Günlerdir bitmek bilmeyen bir hazır olamama bulutu içerisinde yol alıyorum. Eşyalar dünyanın her yerinde varlar peki ya sevdiğim insanlar. Ailem, sevgilim, arkadaşlarım…Yiğitliğe bok sürdürmemek için serinkanlı ve rahat görünmeye çalışıyorum. Ne yapacağım bir seneyi aşkın sürede, ya sıkılırsam, ya hasta olursam, ya yazamazsam, işler planladığım gibi gitmezse?

Tüm bu sorular var kafamda. Korkuyorum. Becerememekten, yarı yolda kalmaktan, hüsrana uğramaktan korkuyorum. Belki bu kadar büyük bir şeyi iyi planlayamamaktan, 1 hafta sonrasını bile görememekten dolayı korkuyorum. Yıllardır hayal ettiğim şeyin beni bu kadar korkutması da ironik geliyor bir yandan. İkna gücü kuvvetli olan biri biraz ısrarcı olsa yola bile çıkmayacak bir ruh haline bürünüyorum. “Ne yapıyorum ulan ben?” diye düşünüyorum. Biraz rahatlamak için sevdiğim seyahat kitaplarını elime alıp, altını çizdiğim satırları okumaya başlıyorum. Steinbeck’in Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında kitabını açıyorum ve bu satırlar karşıma çıkıyor:

Bir yolculuk tasarlandığında, teçhizat hazırlandığında ve süreç başladığında yeni bir etken devreye girer ve hakimiyetini ilan eder. Bir yolculuk, sarafi, keşif gezisi diğer bütün seyahatlerden farklı bir şeydir. Bir şahsiyeti, ruh hali, karakteri ve kendine haslığı vardır. Her yolculuk başlı başına bir şahıstır; hiçbir yolculuk birbirinin aynısı olmaz. Bütün planlar, ihtiyatlar, zapturapt ve zorlamalar beyhudedir. Senelerce mücadele verdikten sonra anlarız ki biz seyahate gitmeyiz, seyahat bize gelir. Seyahat rehberleri, programlar, rezervasyonlar, yolculuğun şahsında kaçınılmaz olarak kendilerini imha etmeye mahkumdur. Hakiki serseri ancak bunun farkına vardıktan sonra rahatlayıp kendini akıntıya bırakır. Ancak bu şekilde hüsranları sona erer. Bu açıdan yolculuk evliliğe benzer. En büyük hata onu kontrol ettiğini düşünmektir. Bunu söylediğim için kendimi daha iyi hissediyorum ama ne dediğimi ancak yaşayan bilir.

İşte o noktadan sonra içime bir huzur çöküyor. Tüm korkularımın, tüm sorularımın yolda çözüleceği kafama dank ediyor. Beni bekleyen bu uzun ve dolambaçlı nehirde tek yapmam gereken şey kendimi akıntıya bırakmak ve yolun hakkını vermek.

Share

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *