,

Yolda 50 Gün

Yoldaki 50. günümdeyim. Özlemişim kendimi. İlk zamanlarda farkettiğim ilk şey bu oldu. Son 2 senedir işim gereği hoyrat, nemrut ve düşmanca bir adama dönüşüp çevreme karşı kalın bir duvar oluşturduğumu düşünüyordum. Eskiden herkesle kolayca iletişim kurabilirken, kimseye tahammül edemez hale gelmiştim. Kart okutularak binilen asansörler, 3 ayda bir değiştirilen şifrelerle açılan e-posta kutuları, 1 saat icinde yenilmesi hatta hazmedilmesi gereken lezzetsiz yemekhane yemekleri, hafta sonu geç cevap verilince kriz haline gelen e-postalar, katılınmayınca yabani damgası yapıştırılan “mutlu saatler” ve işleri düşmedikçe bir kafa selamı veya gülümsemeyi bile çok gören mesai arkadaşları, iş yerine ödedikleri aylık ücretle ruhunuzu da satin aldığını düşünen müşteriler, iş bilmezlikleri ve egoları arasında tenis topuna dönülen yöneticiler insani kolayca değiştiriyor. Yavuz Çetin’in dediği gibi “Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız?” sorusu vardi kafamda.

Yola çıkmadan önce şahane bir hayatım vardı. Her şartta arkamda duran bir aile, ne zaman yetiş desem tutup kaldıran onlarca gerçek arkadaş, dünyanın en iyi kız arkadaşı, İstanbul’un göbeğinde bir evi bırakıp neden bu yola çıktım diye düşünüyorum arada. Yenilen ucuz yemeklerden dolayı arada çökebilen bir bağışıklık sistemi, gök gürültüsü kuvvetinde horlayan veya osuran insanlarla dolu yatakhaneler, toplu taşıma veya taksiye para vermemek için sıcakta yürünülen kirli kaldırımlar; bazen neden bunları yapıyorum diye soruyorum kendime?

Sonra aklıma şu geliyor. İstanbul’un en çirkin ama en güzel manzaralı binasınında cam kenarındaki masamda şahane gün batımlarına şahit olurken hep hayatımdan bir gün daha eksildi diye düşünüyordum. Şimdiyse izlediğim her şahane gün batımında bir gün daha yaşadım diye düşünüyorum. İşte bu yüzden 50 gündür yoldayım. Bu kadar basit.

Share

You May Also Like

5 comments on “Yolda 50 Gün

  1. PINAR
    01/2016 at 10:16

    iç ses gibi yazmışsın ( sizli konuşmak saçma geliyor bu kadar yakın bir farkındalık varken ) ..umarım bir gün o delice isteği gerçeğe cevirecek -millete göre deli cesareti olan bana göre gerçek hayata adım atacağım- o gün gelir bana da . ben de o ”an” ı kovalıyorum.bekliyorum dersem olmaz kovalıyorum şimdilik.aynı camdan manzara yemekhane kartlı sistem ve bu bitmeyen döngü içinde plaza insanından dünya insanı olmaya adım atmayı.
    sana kolay gelsin.takipteyim

  2. Onur
    01/2016 at 15:38

    En güzel yazın olmuş biraderim!

  3. Burcu Başar
    03/2017 at 09:29

    İstanbul’un en çirkin ama en güzel manzaralı binası 🙂 Ne güzel demişsin ve o binayı biliyorum sanırım 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *